Bu Blogda Ara

11 Kasım 2015 Çarşamba

The Celta part 1


It was 8 months ago it suddenly dawned on me that I should take the Celta course.Before giving details, I would like to give more information about the Celta. 

“Employers around the world ask for CELTA. It’s the practical English language teaching qualification that gives you the essential knowledge, hands-on teaching experience and classroom confidence to qualify as a teacher of English as a Second Language (ESL). The CELTA course gives you the essential skills and knowledge you need to teach English to adults and older teenagers.You get hands-on teaching practice and observation of experienced teachers, applying your learning in the classroom with English language learners.
CELTA courses are run by approved centres, based on specifications produced by Cambridge English Language Assessment. All courses have a minimum of 120 contact hours.
CELTA is great for recent graduates, people who are changing career, or teachers who want to gain a formal qualification and may want to progress to qualifications such as Delta.  “ 


I heard about it several times and never searched  it in detail. Then, I wanted to push my luck and learnt that it is the most reputable course I’ve ever heard about. I wanted to give it a go. I am such an enthusiastic teacher. Editions published by Cambridge and Oxford University, Macmillan and Longman  played a preponderant role in improving my knowledge of English, forming my accent and most importantly, improving my teaching skills as my natural ability. I have always tried to put into practise Live English programmes in which students mostly  take part in activities. I deliver roleplays so that they could perform. However , some have no education in their countries of origin and be unable to read or write in their first language, others have multiple college degrees and speak several languages.Some are young adults who have never worked; others have professional positions .These students also have diverse goals and at the same time they all need to learn English. To achieve their goals , as a teacher , I was of the opinion that the Celta programme will help me develop and deliver my lessons effectively and relevant to the students’ needs. I would  be able to determine the appropriateness of materials for  my adult students. Besides, I would be able to provide opportunities for my students to produce the target grammar in speaking and writing tasks that they might encounter outside the classroom. However, the hardest situation was to choose the appropriate course as I read about the misfortunes about some teachers. One of my colleagues had an education at International House London and he strongly suggested me taking the course there. The more I read about the Celta ,the more I noticed   it was very challenging  so I decided to read many books related to teaching English to adults, and some English books such as English Collocations in Use, Advanced Grammar in Use . It was in April I felt myself ready to apply the course.First, I applied to International House London and luckily I was accepted. I was so proud to be accepted by such a reputable course. The process was hard as I was asked to fill Celta application form and language awareness task. For the writing part , I had to think about it for a while.However , as I read many articles related to the methodology , I was able to write it. 


Please have a look at the site, you will find lots of pdf files for your career. 

They checked my form and sent another form called as pre-interview task which consists the teacher , dealing with language , using language, and why I am  interested in doing the CELTA course. We arranged a skype interview and I was asked about the usage of grammar in the language awareness task, why we use that structure,etc. The interviewer was persuaded that I am a qualified teacher to do the course. To be honest, I was planning to take the course with a friend of mine, but he was not accepted the course and then I looked for another course and compared the course and accommodation fee in both places. It is true London is a great place however my personal conviction is that  when it comes to education , it is not my cup of tea. I prefer Oxford and Cambridge. Once I had an in-service training at Lake School of English , in Oxford , which was a Refresher Course in Practical and Creative Methodology for Overseas English Language Teachers Course ( Creative Teaching in Adult Classroom ) .Needless to say , I fell in love with the education athmosphere. I just didn’t fancy hustle and bustle of city life in London. I asked for help from my previous language school the Lake School of English. The headmistress told me to have a look at British Study Centres. After that, the same process started but British Study Centres sent an extra document .It was non-native speaker test. First, I took it , then dealt with Celta application form . Once again, I was accepted to the course. I was elated to be chosen as the Celta is like gold dust.

I will write about my Celta Experience later on  but I would like to share with you  very important books for those who are willing to take the Celta. Here they are in your service, free of charge J


Aitken, R - Teaching Tenses (Nelson)
Bolitho, R & Tomlinson, B – Discover English – 2nd edition (Macmillan)
Leech, Cruickshank & Ivanič – An A-Z of English Grammar & Usage (Longman)
Murphy, R – English Grammar in Use (CUP)
Parrott, M – Grammar for English Teachers (CUP)
Swan, M – Practical English Usage (OUP)
Swan, M & Walter, C – How English Works (OUP)
Thornbury, S – How to Teach Grammar (Longman)
Gower, Walters & Philips – Teaching Practice Handbook – 2nd edition (Macmillan)
Harmer, J. – How to Teach English – 3rd edition (Longman)
Kenworthy, J – Teaching English Pronunciation (Longman)
Lewis, M & Hill, J – Practical Techniques for Language Teaching (LTP)
Riddell, D - Teaching English as a Foreign/Second Language (Teach Yourself) (Hodder Arnold H&S)
Scrivener J – Learning Teaching (Macmillan)
Watkins P – Learning to Teach English (DELTA)
My holy books were  Scrivener , Jim  “Learning Teaching” and Harmer, Jeremy “The Practice of English Language Teaching”.
Enjoy your self-improvement and be ready for your best nightmare – The Celta.

Sinem Şen
English Teacher
Eskişehir / Turkey

30 Aralık 2012 Pazar

Belkı de yılın son gırdısı..

Yıne ıyı - kötü bır yılı sonlandırıyoruz sevgılı bloğum. Şöyle bır düşününce yıl ıçerısınde yaptıklarımı , 2012 'nın "ahanda acayıp mutlu oldum, yok efendım bolluk ıçerısındeydım , hayatımın en şahane günlerını geçırdım , hayat bana güzeldı, hayatımın aşkını buldum ,harıka bır ışım oldu" , dıyemıyorum .Nasıl geçtı anlayamadım. Ben sanırım tek sayıları sevıyorum her zaman. Bu yıl en çok gerçekleştırmek ıstedığım dıleğım Bılecık'ten gıdebılmektı.Farklı bır sektörde yenı bır ışe başlamak , Kadıköy'de ev tutmak , Osman'la fıtı fıtı gezmek ( Osman arabam oluyor ).Yabancılarla sıkı fıkı ılışkıler , konferanslara semınerlere katılabılmek...Ama şu an ıçın gerçekleşmedı.Bana uymayan seçenekler sunulunca ış teklıfını reddettım.Olmamasına rağmen en azından "gıdebılme kararı" hayatımda aldığım büyük ve önemlı bır karardı.Güzel bır yaz tatılı geçırdım.Yıl ıçerısınde bana yetecek hatıralar bırıktırdım. Bu yıl en çok önem vermem kışının sadece "kendım" olduğunu farkettım. Insanların canımı sıkmasına ızın vermedım. Hatta uzun süredır arkadaşım olan fakat türlü konular da anlaşma sağlayamadığım , bana eğlence dışında bır şey vermedığını düşündüğüm ıkı arkadaşımı hayatımdan sonsuza kadar çıkarma kararı aldım. Bu yuzden benden soğumaları ıçın elımden gelenı yaptım . Ünıversıte zamanında çok sevdığım ,yanı ılk defa masal aşkını yaşadığım , fakat artık zerrre hatırlamadığım Carnage'tan öğrendığım bu taktığı uyguladım ve bır süre başarılı da oldum kendımı onlara soğutmakta .Sonrasında karşı taraf olan arkadaşlarım dan olumlu bır adım gelınce , bır şans tanıdım ve yapmalarını ıstemedığım davranılarışlarını ard arda sıraladım. Olmasını ve olmamasını ıstedığım her şeyı döktüm ve sonuç daha düzelmış arkadaşlık ılışkılerı şu anlık ya da uzun sürelı :)) ben de zamanla göreceğım.Yıllardır çok fazla "sınır ıhlalı" olan arkadaşlıklarım oldu. Bazı şeylerın farkına varmam da sevgılı Dıdı , çok yardımcı olmuştur. Önerdığı bır takım kışısel gelışım kıtapları , hayatımı olumlu yönde değıştırmem de etkılı oldu. Kendıme daha çok zaman ayırmada , kendımın ve yapabıleceklerımın farkına varabılmem de yardımcı oldu. Şımdı kendını tanıyan , ne ıstedığını bılen , ınsanlara danışarak değıl de , kendı ısteğını gerçekleştıren bır bıreye dönüştüm. Sonuç ıse " ne ıstedığını bılen bır "Sınem Şen" dünyaya geldı. Pekı bu yıldan ne beklıyorum ? " Daha sağlıklı arkadaşlık ılışkılerı , huzurlu bır ış ortamı ,Bılecık'ten kurtulmak tabıkı de, yurt dışı seyahatlerı , yabancılarla çalıştığım bır ış ortamı , en üst yetkı , benı şımartacak bır erkek arkadaş (ee yeter artık bıldığın 2 yıldır yalnızım lan! )aslında çok tanımakla da uğraşmak , kavga etmek yerlı-yersız ıstemıyorum. Böyle huzurlu , saygın bır bırlıktelık , süreklı ayrıl -çık , yenıden bırını bul , malın tekı çıksın , arkayı topla , onu düzeltmekle uğraş , her şeye müdahele eden bırı >:/ söylemesı bıle korkunç , kım ıster kı böyle bırını , zaten herkesın yaşanmış hıkayelerı , kazandığı deneyımlerı var , e akıllıysan deneyımlerın sana ders olur , uslanmaz aynı hataları tekrar tekrar yaparsan da hem kendın sıkılırsın hem de karşı tarafın canını sıkarsın .. Her dıleğımı bır kenara bıraktım da ben nasıl flört edılır , bırısı nasıl tanımaya çalışılır , ne yapılır allahım yareppımmm her şeyı unuttum. Bırı benden hoşlanıyor mu onu bıle anlayamıyorum :))çok ta takılmamak lazım. Illa kı bırı ıtıraf eder herhalde ? Içımız de tuttuğumuz bütttttünnn hısler , kelımeler boğaz çakramızı tıkıyor unutmayalım bıbışlerr :) Bu yıl aşkı çekıyorum bak hayatıma , buyursun gelsın ... Ve öyle de oldu :) 2012 'de en sevdığım bana mutlu bır yaz gecesını tekrar tekrar hatırlatan en sevımlı şarkı ıse Oceana - Endless Summer oldu.2013 'e 3 dıkış atılmış bır kesık kulak , sümüklü bır burun , boğaz gıcıklığıyla gıreceğım ama artık bu küçük hastalıklara takılmayacak kadar yaşadığım her dakıkanın zevkını çıkaran bır mınnoşş oldum ben :)) Bu yıl daha az bencıl olalım , sevdıklerımıze değer verelım , hayatımızın , aldığımız nefesın değerını bılelım, her sevdığımıze " senı sevıyorum " dıyelım , sosyal olalım , bılınçlı olalım , haklıyı savunalım, barışı seçelım , sevgı yayalım etrafımıza , mücevher gıbı parlayalım , ışığımızdan herkes sebeplensın ve öyle de oldu...
glitter-graphics.com
glitter-graphics.com
glitter-graphics.com
glitter-graphics.com
glitter-graphics.com

9 Aralık 2012 Pazar

Kışa girerken..

Aylar yıllar geçerken ömürler hayatlar geçiyor Sevgili bloğum! Hıyffffs ! Gerçekleşmesini istediğim bir dileğim var uzun zamandır odaklanıyorum da..Zaman mı gerekli ya da olduğum yerde mi ilerlemeliyim bilemiyorum..Sezgilerim de beni yönlendirmeye yardımcı olamıyor şu sıralar.Kösüm kösüm bekliyorum olsun diye.Bazen hakketen gizli kapaklı işler yapmak gerekiyormuş . İnsanlarla detaylı olarak yaşanılanı paylaşmak hiç yardımcı olmuyor. Yabancıların dediği gibi “ Do it yourself “ prensibini edinip hayatımı kendi başıma halletmem gerek.Başkalarının düşüncelerinden etkilenmeden , benim hayatım benim kararlarım ilkesiyle ! Öğretmenlik yapmaktan sıkıldım .Bu benim işim değil ki ben zaten öğretmen olmayacağım diye formasyon almayı bırak bir tipim ! Belki kendi dersanem olursa katlanabilirim. Öğretmenlikten sıkıldım diye işimi aksatmış değilim , zaten öğretmenlik yaptığım yıllar boyunca her ne zaman iç sıkıntıları yaşasam işime sarıldım. Çıkış yolu oldu benim için ama ben İngilizceyi konuşmayı seviyorum , yabancılarla yüz yüze görüşebileceğim , organizasyon ve planlama yapabileceğim bir işim olmasını seçiyorum.Zor bir dilek değil , ama beni bağlayan bir takım nedenler ilerlememi engelliyor. Kasım ayını da sevmiyorum artık ! Böyle lanet gitsin dedim yani! İstediğim gibi şekillenmedi hiçbir şey.Tek iyi haber tellerimden kurtuluşum oldu. Bir Allah’ın kulu da “ vay arkadaş kurtulmuşsun “ demedi , kimse farketmedi lan!Artık danalar gibi açıyorum ağzımı ama şöyle birisi de çekmedi adam gibi bir fotomu ! Bir yıl iki ay taktım telleri , çıkarırken ameliyatlı gibi bir şey oldu.Telleri kesiyor , diş taşlarını temizliyor , kan akıyor… Tellerim çıktıktan sonra aynaya bakmaya korktum ama! İnsan alışıyor la son bir ay kala!Özellikle çıkardıktan sonra yine çene ağrısı çekecek miyim korkusu yaşadım.Neyse ki bir şey olmadı .Lakin telleri çıkarmakla olmuyor iş , altı ay da “gece plağı “ isimli zımbırtıyı düzenli olarak takman gerekiyor.Vay arkadaş ne çilem varmış diyorsun. He bir de inci gibi dişleri oluyor mu diye insan merak ediyordur! He istiyorsan açarım ağzımı bakarsın ehahhaha. Yani şöyle bir durum var : Mevcut diş yapında çarpıklık ve yamukluk varsa o düzeliyor , ama yine de inci gibi dişlerin olmuyor.Rahatça gülebiliyorsun. Hele o diş parlatmadan sonra her gün ayna karşısına geçip sırıtmaktan kendini alamıyorsun.Mesela ben de az biraz “gotik “ bir hava vardı dişlerim kaynaklı , şimdi o gitti böyle ciciş bir kıza dönüştüm  Bilmiyorum öyle diyorlar , eskiden ağzımda bir ağız daha var gibiydi .Sinir bozucu bir şeydi. Tel taktırdıktan ve gelişmeyi gördükten sonra her yamuk ve çarpık dişli arkadaşlarıma öneriyorum.Rahatça gülebilmek önemli bir şey.Senelerdir adam gibi gülememişim eneeeee!Şimdi en iyi pozlarımı verebilirim ehehe. İtalya’ya gitmek için başvuruda bulundum kabul etmedi itler.Çalıştığım kurum kaynaklı olmuyormuş . Ne kastediyorlar anlamadım da. Şu Bilecik’ten gitmek istiyorum artık yeminle.Arabam var daha şehir içine giremiyorum.Telaşe memuru . Dur – kalk ta kendimi başarılı bulamıyorum ondan yemiyor. He bir de doğum günü vızırtım vardı Kasım’da .Bak ne yapmışlar bana. Te Allahım benim orijinal fikrimden esinlenerek hazırlanmış bir intikam !Todd’s revenge.!14 Ağustos’ta görüşürüz Todd! Doğum günlerinin de tadı kalmadı eskisi gibi nedendir bilmem..Neyse babydoll şimdilik budur sözlerim! Öperim.

10 Haziran 2012 Pazar

Big Ben!

Glitter Photos
[Glitterfy.com - *Glitter Photos*]

İngiltere Günlüğü..

Diyır bloğum, Yine vefasız bir blog yazarı olan ben,uzunca bir aradan sonra gönlünü alayım neler ettim anlatayım istedim . İki haftalık bir İngiltere macerası yaşadım.Nasıl gittim ,ne oldu ,nelerle uğraştım hepsini anlatacağım ama öncelikle cebimden para ödemeden gittiğimi ilan etmek isterim.Hizmetiçi eğitim ve Ulusal Ajans diye 2 çiftimiz var.Detaylı bilgi için herkese uzun okumalar diliyorum,yeterince anahtar kelime verdim.www.google.com.tr sitesi aracılığıyla her merak edileni bulabilirisiniz bebişler. Gelgelelim İngiltere’ye..Ben illa ki gidecektim ama hesaplarıma göre bu beş yıl sonraydı.Arkadaşlarımla giderim diyordum ama,bu fırsat çıktı karşıma . Uçaktan korkan biri olarak ilk uçuşum olacaktı ve bu ilk sefer de Oxford’a gitmek oldu.İngiltere’ye gitmek için uğraştığım zaman diliminde en can sıkıcı durumlar vize koşuşturmacaları,yazışmalar oldu.Aslında bana çıkan ilk kurs Londra Exeter ‘deydi.Katılımcı eksikliğiyle açılamayan ve hilekarlık yapmaya kalkan kursu sanırım kurs veri tabanından sildirdim.Başvurduğum kurs dışında ilköğretim kursuna beni yazıp yetişkin öğrencilerle alakalı sertifika vermeyi teklif ettiler.Yazışmalar ve emaillerde neler döndüğü konusunda çok titiz Ulusal Ajans ,yazışmaları görünce bir defaya mahsus bana benzer içerikte kurs aramam için hak tanıdı ve bu yer Oxford : The Lake School of English oldu.Sanırım ben gerçekten şanslıydım..Tam bir üniversite ve öğrenci kenti olan ,Oxford’ta kaldım.Kültür etkileşimi ve dil açısından daha yararlı olacağını düşündüğümden yabancı bir aile yanında kalmayı tercih ettim.Tabi öncesinde tam bir Türk misafirperverliği olmayacağını bildiğimden hayal kırıklığı yaşamadım,yalnız bir grup arkadaşım ev sahibesinden çok yakındılar.Kadın tam bir “Queen” gibi tavırlar sergiliyor,canlarından bezdiriyordu.Ben yine şanslıymışım,pansiyon gibi kullandım evi.Tek talihsizliğim Heathrow’a vardığım gün Oxford otobüsünü kaçırıp,1 saatlik yol için taksi tutmam gerektiği.Fiyatı hiç söylemeyeceğim ,biliyorum ki o gözler balık gibi pörtleyecek : “Yöahhhhhhhhhh” diye.Neyse ki sağ salim eve varabildim.İngiltere de havanın çok tahmin edilemez olduğunu bildiğimden kıyafet seçiminde pek zorlanmadım ,bereket botlarımı da yanıma almışım.İki hafta boyunca hep yağdı,palto ve botlar ayağımdan hiç çıkmadı. İngiltere de evlerde genel itibariyle ısınma problemi mevcut.İlk kaldığım akşam kaloriferi de söndürmüşler,bildiğin üç battaniyeyle yattım.Kurs başlangıç tarihinden iki gün önce gitmeyi tercih ettim,hem gezerim hem keşif ederim diye.Ertesi gün elimde not defteriyle berarber keşfe çıkıp yürüyerek kendi haritamı oluşturdum.Oxford merkeze kaldığım ev çok uzak değildi ama genelde hava yağışlı olduğundan otobüse binmeyi tercih ettim,yürüyerek okulu bulmak hiç sıkıntı değildi ilk günler ama otobüsün hangi taraftan kalktığı,hangi numaranın gittiğini öğrenmek zaman aldı.Kursun ilk günü otobüs durağında bir kızdan yardım aldım,akşam da eve otobüsle gitmek istedim fakat hangi duraktan bineceğimi bilemedim ta ki “Alacakaranlık” tan “Bella” ya benzeyen otobüs durağında ki kız tekrar akşam üstü karşıma çıkana kadar.Onun sayesinde gidiş-dönüş otobüslerini öğrenebildim.Kıza sen benim kurtarıcımsın dedim,güldü.Bir daha da denk gelmedik. Kursum “ YETİŞKİN SINIFINDA YARATICI İNGİLİZCE” adı altında bir kurstu.Çok memnun kaldım .Ortam çok sıcak,öğretmenler kaliteli,arkadaşlarım çok sıcak kanlıydı.Salı günleri öğleden sonra rehber eşliğinde şehir turu,tarihi binaları gezme,hikayelerini öğrenme şeklinde,Cumaları ise öğleden sonra boş günümüzdü.Perşembe akşamları bir klasik haline gelen “pub” toplaşmacaları( eski + tarihi) .. İngiliz kızları nasıldı peki? Tam olarak yazı yaşayamayan kızlar babet giyiyor,dışarıdan gelen biz turistler ise bot giyiyorduk.Etek giyiyorlardı genelde ve bu etekler oturunca külot oluyordu bildiğin..selülötlüsü,yağlısı herkes böyle..Güzel kokuyorlardı yalnız.Kaldığım eve bakıcılık yapmaya gelen kız vardı,ben bile bakakaldım “Lannnnn çok güzel buuuuuuuuuu” diye .Sesi travesti sesi gibiydi ama  ehhahahhaa.Kursta ben ise saç rengi,yapısı ve botlarıyla dikkat çeken bir kız oldum.Kimi Türk kızının cadı gibi dediği saç tipimi çokkkk “cool” bulan oldu.Siz cevabı aldınız !!! Bir tane oğlenceğizi pek beğendim ve İngiliz değildi.Orçun’a bağlamadım tabi  Benim oğlen Rus’tu annem.Kıvırcık saçlı ,beyaz tenli,muhteşem gülüşlü Andrey..ahh ahhhh.ama tip benim sınıftan Çek bir kızı ve gülüşünü pek beğenmiş miş miş,ama kızımızın 9 yıllık sevgilisi vardı yüz vermedi ,Andrey’cim benim ona olan ilgimi bilemedi hiç… :/ çokk mutlu olabilirdik ki biz.. Peki neleri gezdim ben ? Herkesin bi gitsem ben de dediği bir takım yerler vardı,hah işte oralara gittim : “Trafalgar Square, The London Eye ( bindim bile heheeyyyy),Tower Bridge,The Tower of London,Big Ben ,Stonhenge,Salisbury Cathedral,St Christ Church ( Harry Potter ve Alice in Wonderland filmlerinin çekildiği yer) ve Oxford University Press.Oxford’un o güzel sokakları,saygılı insanları.. Her şey çok güzeldi.”Senin yağmuruna kurbannn İngiltereeeee” diye geçti her an..Güzel insanlar ve unutulmayan hatıralar ekledim kalbime.. Daha farklı ülkeleri gezebilmek niyetiyle..şimdilik bayyy tontiş.

14 Mart 2012 Çarşamba

Bir Varmış Kız Uçmuş...

Glitter Photos
[Glitterfy.com - *Glitter Photos*]

O kadar utanıyorum ki artık yazmamaktan..uğramadım buralara ,sen de p*ç kaldın sevgili bloğum.Şu sıralar biraz düşük enerjiyle hayatıma devam etmekteyim.Aslında yakın bir zamanda hayatımda hep hayal edip yakın zamanda gerçekleştiremem dediğim bir dilek oldu.Hep İngiltere’ye gidebilmeyi istemiştim ama bu daha olmaz ya para biriktirmek lazım,yalnız gitmek istemiyorum gibi türlü bahanelerle kendimi kapatmıştım bu hayale,ama sonra daha önce ki yazılarımdan hatırlayacağınız gibi “Üstümde ki kambur kalkmıştır” adlı blog girdimde gizli bir anlam içeriyordu.Bana karabasan gibi yapışan,peşime bırakmayan,vampir gibi hayat enerjimi emen iki insandan kurtuldum ve artık bir birey olarak kendimi ifade edebilme,var olan kapasitemi layıkıyla yerine getirmeye başladım.Her şey bu iki karabasanın gitmesiyle aydınlanmaya,gözlerim açılmaya ,artık başkalarına değil de kendime çalışmaya başladım .Tam bu esnada herkes tatil de fink fink gezerken ben kendimi duru bir beyinle odaklayıp,hayalime doğru ilk adımımı attım ve başvurum kabul edildi.Oxford’a hibeyle gidebilme şansını elde ettim.Biraz pürüzler çıktı tabi aslında o da ben kaynaklı.Gizli kapaklı işler yapan hayatımda olan insanlara kapak olsun bir nevi diye,hesabımda ilan ettikten sonra bir takım aksiliklerle beraber hallettim.Kalp temizliği çok önemli,herkesi kıskanıp,elimizden geleni yapmazsak ileri gidemeyiz zaten.Çok fesat var etrafta ..Sevgili Didi,”hep nazar var nazar “diye söylerdi,ben de “yoktur o kadar yeaa “diye düşünürdüm ama milletin düşüncelerine iğne batıramıyorsun ,onlar hep kıskanmaya devam edecek,sizin bir yerlere gelmenizi kıskanacaklar..Aslında bunun da kaynağı benim fesatları da lanet olsun ki kendime çekiyorum,ama artık uzaklaştırmak için adımlar atıyorum.Bir duvar koydum,aslında ben mutluyum insanlar beni mutsuz sanıyor.Ama ben mutluluğumu da yansıtmıyorum çünkü onu da kıskanıyorsunuz..
Çok sosyaldim ama sosyallik tek düze gerçekleşen eylemlere dönüştüğünden beri,biraz kabuğuma çekildim.Kendimleyim,kendimi seviyorum,kendimi olduğum gibi kabul ediyorum ve bu beni çok mutlu ediyor.
İşimi seviyorum ama aksaklıklar çok sık olmaya başladı,keşke her şey benim insiyatifim de olsa..Aksaklıklardan etkilenmemek elde değil.Bazen kendimi sorguluyorum aslında ben öğretmen mi olacağım diye? Üniversite zamanında hiç öğretmen olmak istemedim,bu yüzden formasyonu bıraktım.Sonra birden baktım öğretmen oldum ve bu duruma alıştım.Çok değerli bir meslek ama değer görmüyorsun,hep veriyorsun ama alan kişi çok zor,özel de zaten ayrı bir dert,elinden geleni yapıyorsun aynı soruları soruyorlar ,psikolojik olarak hazırlıyorsun öğrenciyi dil öğrenemenin zorluklarına,baya vaktini alıyor,sonra bakıyorsun o yardım ettiklerin seni bir takım şeylerle ithaf ediyor,alıştığın için böylelerine “ya bırak ya” diyorsun.İşte yaşananlar gaddarlığa ve bencilliğe sürüklüyor kişiyi.Mutluluk bencillikten geçiyormuş ama öyle diyorlar..
Bir bırakmadınız sevincimi yaşayayım,Oxford bekle beni geliyorum ben diyeyim açayım kollarımı alsın beni içine..Bir kaç gündür rüyamda görüyorum hep kalacağım aile ile telefonda görüşüyorum.Adaptasyon güçlüğü çekmeyeyim diye kurs başlangıcından iki gün önceye biletimi aldım,ortama alışayım bir havayı kokluyayım.hep imgelememim de caddelerde yürüyorum,içimi sevinç kaplıyor,ilk defa bir geziyi kendim yapacağım,yolculuğum tek başıma,sokaklarda bir ben…Evet güzel bir macera olacak ve eminim ki bakış açımda değişiklik olacak..Belki ben neden gitmiyorum diyeceğim..şu an bulanık isteklerim ama dönüşümle aydınlık beni bekliyor olacak..Merak etmeyin resim şenliği yaşatacağım.Umarım bir de “ Jonathan” bulur,takar koluma gelirim .Yok arkadaş Türk erkeklerinde pek iş..Var olanlar var da beni bulmuyor uzun süredir.Hep baktıklarım “Kaybedenler Kulübü” filmine hipnotize olmuş,özentilikleriyle mide bulandırmaya başlayan tipler…Kıçında b*k var len senin ,önce onu temizle! Artisliğin anlamı yok,öyle giyim –kuşam,iki film izleyip etkisinde kalıp hemen uygularım ki bunu benle olmuyor…Hadi kalın sağlıcakla !

Bu şarkı da benden size gelsin Frou Frou – Let Go.
Öptüm tontiş yanaklardan.

31 Aralık 2011 Cumartesi

2011'in son blog girdisi

Sexy Glitter Graphics - Glitterlive.com
Sexy Glitter Graphics - Glitterlive.com/Save and Bookmark


Sexy Glitter Graphics - Glitterlive.com
Sexy Glitter Graphics - Glitterlive.com/Save and Bookmark


Yeni yıl üzerine

Yeni yıl kavramı kimileri için sadece sıradan bir gün,kimileri için herkesin yaptığının taklidi,kimileri içinse tamamıyle yeni bir başlangıç için kutlanan bir zamandır.Peki sizce hangisi?

Yeni başlangıçlar her gün yapılabilir tabi,fakat herkesin aynı güne odaklanarak yaptığı “olumlama” sanki daha bir yerinde ve tatmin edici oluyor.(olumlama kavramı için :Beki İkala Erikli’nin “Meleklerle Yaşamak “kitabını bir inceleyin diyorum”.)En iyi sonuçları alabilmek için “31 Aralık’tan “ başka da gün olamaz herhalde?İyi-kötü bir yılın bitimiyle,tertemiz bir yılı kendine çekmek..

glitter-graphics.com


glitter-graphics.com

Bazen yaşadığımız talihsizlikleri kendimizin yarattığının farkına varamıyoruz ne yazık ki.Olumsuz başladığımız bir güne,olumsuz sonuçlanacak diye odaklanmasak rahat edeceğiz aslında ..Yapamıyoruz yine de,mıknatıs gibi çektikçe çekiyoruz.İyi diye bir şey var görmek,farkına varmak lazım..Uzak durun depresiflerden,nazarı sarsıcı bir şekilde değenlerden;kötü enerjililerden,olumsuz kişilerden,hep dert yananlardan..Bırakın kendileri bulsun çıkış yolunu.Tecrübe düşe kalka kazanılır zaten ve yalnızsındır yaşarken.

Ne yazık ki bir-iki yıldır özel bir kurumda çalıştığım için yeni yıl günlerine hep bir dersim oluyor,günümü bağlıyor ve evde geçiriyorum.Ama mızıklanmayacağım ailemle olmayı da seviyorum,aileden birinin vefatını yaşayan varsa (ki Keşke hiç başımıza gelmese),”ıyk ailemle geçiricem” diye tribe girmez,o anın kıymetini bilir..Neyse ağlamaklı konuyu deşmeyeyim değil mi?


glitter-graphics.com

Gelelim “yeni yıla kapalı”,çocuklarına “bugün kutlanmaz,gevur işi o tüoooahhh”,”içki içilmez”,”dans edilmez” hödö hödöööt diyen kişilere-“the tutucu kesim”-defolun,dağılın ulen!
Kutlama ne zaman yapılır ne zaman yapılmaz öncelikle bunu araştırma yaparak öğrenmenizi tavsiye ederim,”the tutucu kesim”.Öncelikle Yeni Yıl ve Noel kavramlarını iyi ayırt edin ,bunlar okullarda öğretilmiyor,hatta çoğu öğretmen de “gevur icadı” bunlar diye bile öğretiyor olabilir:neden? Türkiye’deyiz,yalan yanlış tarihin öğretildiği,sınavlarda bu yalana mahkum olan bizleriz.Tutupta gerçek kavramların da okulda anlatılmasını beklemiyorsundur herhalde?


glitter-graphics.com


He bir de yeni yılda ağaç süslemenin Türklerden çıktığını söylesem?Bak Muazzez İlmiye Çığ neler diyor?

Biraz kim ,ne yapmış öğrenme çabanızı,araştırarak,farklılıkları karşılaştırarak,farkındalığa ulaşarak geçirin,bu genç yaşınızda okuduğunuz bölümlerin hakkını verin,en azından ilk Nobel ödülünü kim almış onu bilin,ben utanıyorum sizin hala öğrenemediklerinizden..

Bu kadar kızma yeterli sanırım,adam olun uleyn!
Yeni yılın kıymetini bilin ,hakkını verin,kırmızı donsuz,ağaçsız,hediyesiz,umutusuz yeni yıl olmaz.Olumlu birkaç şey düşünün ve yeni umutlara bırakın,sevgiyle ve saf kalın.
Bu akşam sizlere kalemden sesleniyorum,mendeburlar dışarı!!!

1 Aralık 2011 Perşembe

Olamaz mı,Olabilir...





glitter-graphics.com


glitter-graphics.com



glitter-graphics.com


glitter-graphics.com


Arayı uzatmadan yazmak istedim.Yirmialtı yaşıma bastım.Meşaleli,ateşli,kutlamalı bir düğün tadında doğum günümü sevdiklerimle kutladım.Kaktüs Kafe diye daha yeni yeni kendine “elit” vasfını yükleyen bana göre azcık kıytırık bir kafe de kutlama yaptım.Her zaman gittiğim,çileklisi latte’sini tatmadan günlerimi (abartayım :P) geçiremediğim,takılmalık Kahverengi Kafe de kutlamadım..Canlı müzik imkanını sunmazlar diye teklif etmedim,keşke etseydim..Kaktüs Kafe bir takım vaatler de bulundu,bunları gerçekleştirdi tabi ama yemek servisi için iki saat bekledik,dışarıda bir ateş şovu ve meşaleler oldu bir tek güzel hatırladığım..İşte orda diyebilirim ki ben bildiğin Tanrıça gibi hissettim.O değil de sevgili arkadaşım Mr Todd mu doğumgünü çocuğu oldu ben mi bilemedim bir ara  bir baktım meşaleleri almış,herkes onun fotosunu çekiyor ben orda çocuk gibi mızıklanıyorum  kimin doğum günü bu yeaaaa diye mızıklanmadım değil..Yemeklerin geç servis edilmesiyle bazı arkadaşlarım sinir oldu,çok kalamadılar..Beraber olabilmeyi istemiştim aslında ama bu organizasyon eksikliği herkesin moralini bozdu.Gecikmeli olarak bir şeyler yaptılar tabi ama geç kaldılar..Herkes pasta kesimine katılamadı..Anladım ki küçük sıcak bir ortam mutluluk için yeterli bir nedenmiş..Herkese göre iyi bir doğum günü kutlamasıydı,özellikle yabancılar bayıldı ama ben çok sevdiklerimin pasta kesimine katılamamalarına çok üzüldüm..Her yeni yaşımda ben aslında bir on yıl geriye gidiyor,daha da çocuklaşıyorum.Yirmi bir yaşımda yaşadığım çok ağlamalı bir doğum günüm oldu,küstüm yeni yaşlara ama atlattım zamanla.Her acıyı zaman yemiyor mu zaten?Beklemesini bilmek gerek.Evet zaman her şeyin ilacı evet hayat devam ediyor evet hayat ışık ve umut dolu.Farkındalığına varıp keyif almak lazım.Her an kıymetli.Bugün bir büyüğüm şunu anlattı: Her şeye yetişmeye çalışan bir hocanın dramı.Japonya ‘da bilgisayar yazılımı ile alakalı bir projeye seçilen başka bir öğretmen arkadaş bilgisayar donanımı üzerine bir kursta dünya da ilk üçe giren bir hocanın bilgisayarın kasasına takılıp çıkamayan diski bir el darbesiyle ,birkaç yeri gevşeterek çıkarmayı denemiş.Evet çıkarabilmişte,yalnız gözden kaçırdığı şuymuş o ana kadar:Japonyalı bilgisayar donanımı konusunda tam bilgiye sahip profesörün ,kısa ama anlamlı cümlesi: “Neden çevrenizde ki her şeye kafanızı yoruyorsunuz,kendi alanınıza odaklanın ,ve bırakın bu işi de bu alanda uzmanı halletsin..”ya öyle işte.Çok bölünen insanın dramı: ona yetişicem,ay buna da ,ee peki kafan nasıl rahata erecek senin? Ben de o insanlardan biri olmak üzereydim.Bu anekdot bana bir ders verdi,umarım sayın okur sen de bunu kendine rota olarak alırsın..

Hayatımda olmasını istediğim ,işte ben bunu hakkediyorum dediğim bir an oldu.Dizlerimi aşık olmak dışında kesen bir olay bu.Pek çok kişinin arzulayıp ,şansına kalan bir olay bu.Küçük bir kentte boyundan büyük işler yapmaya çalışan,kendine Çilek Kız diyen ben Londra Exeter’de on bir günlük ücretsiz( Hibe çıktığından) hizmetiçi kursa katılma hakkı kazandım.Seksenbir ilden gelen başvurularda kırkiki kişi seçilmiş ve bana da yıllardır küs olan şans gülüverdi.Ama totem yapıp ay olmazsa ıııkk bıkkk demeyeceğim..Getirmeyeceğim o olumsuz düşünceleri aklıma..Çünkü ben bu hayatı hak ediyorum,gezip görüp bunları aktarmayı,insanları bu tarz şeylere cesaretlendirmeyi hak ediyorum.Başvurumda yapacaklarım üzerine çok şey yazmıştım,çoğu başvuran hibeyi alıp geziyor ve kösüm kösüm dönüyor memleketine.Ben seminerler yapmayı planlıyorum..Bu bazen lanetler okuduğumuz,bizi boğan küçük kent bunu hak ediyor diye düşünüyorum.Hep cemaat kafasın da (İyi cemaat tayfası da var tabi kısmen) bağnaz,tutucu bir halk yaşamıyor burada..Yabancılar Türkleri yanlış tanıyor ve Türkler kim diyor.Bunları layıkıyla yerine getireceğimi biliyorum..Askere gider gibi sözler yazıyorum evet ama yıkılması gereken düşünceler,farkına varılması gereken gerçekler var sevgili okur.Sevgiyle selamlıyorum seni…Yine gel !

Şimdi söz Çilek Kız ‘ın:

22 Kasım 2011 Salı

Söyle nerdesin hiç gelmeyen?

Yine uzun bir aradan sonra ben yüzsüzü yine kendimi sana koşarken buluyorum.Hayatım da bir şey eksik,çok doldurmak istediğim bir boşluk..Adam akıllı biri üniversite de oldu.Sevdim bildiğin .Masal gibiydi ,uzundu ,bitti ..Şimdi o mutlu tabi boy boy resimlerini koyuyor ..Ben sadece fotoğraflara bakıp kapatıyorum..neyse ki bitti çünkü bana ilişkide kendi mi anne gibi hissettiriyor ,bencilliğiyle yoruyor ,beni yaşlandırıyordu..Neyse ki bitti ..ayrılık acısından kilo veriyor ailemi üzüyordum..Ta ki babamı ansızın kaybedene kadar.O saçma ayrılığı çok kıymetli babacığımı kaybederek ört bas ettim.Ondan sonra başladı bu sevgi açlığı hiç bitmedi bitmeyecek..Gülen bir yüzün arkasında ki kederi saklamak bana bazen çok ağır geliyor.Babam öldüğünde düşünmem gereken annem vardı,o zaten kahrolmuştu..ben bırakamadım kendimi,göz yaşlarımı yuttum,hiç istemediğim meslek olan öğretmenliği yaparken buldum kendimi.Beğenmediğim meslek,öğrenciler beni bağladı hayata,tutundum yutkuna yutkuna..arada birileri oldu,hiç kayda değer olamadılar.Hep inandım ben,hep bir sevgi açlığı..Ama yok,o kadar zor ki hayatına birini seçmek..Zorlanıyorum,canım acıyacak diye korkuyorum ben ..Etrafımda da yok şöyle evet bu o diyebileceğim..birini beğeniyorum evet,şu “in” filmlerde ki “aşk arayışı içerisinde olup,bulamayan biri” bunu her şekilde yansıtıyor,umursamaz bir kişi gibi görünüp genelde kızların bakabileceği biri..ama normal biri.Tek cazipliği aynı açlığı belki yaşıyor olmamız.Uzun zamandır “sonnet” yazmıyordum,ama birini düşünmem gerekiyordu ve bana İngilizce şarkı sözü yazmam da yardımcı oldu,mutlu sonla bitirdim her zaman kederle sonlandırdığım kalemimi..Yaptıkları çok tutarsız gerçek hayatta,keşke net olabilse..Birine ihtiyacım var,yaşla alakalı değil bu da ben de hakkaten biriyle evlenmek istiyorum artık ciddi ciddi,çok yılış yılış ilişkiler,evlilik güzel ve cazip geliyor bana..Biri çıksa ..ben ona hep şövalye diyorum..çıksa bitecek bu gizli keder..hüsrandan bıktım,temiz duygular sarsa ,rahat etsek?oyunsuz ,plansız,hoş bir birliktelik?sıkıldım.Evet kızgınım! Hiç gelmeyene tüm öfkem,neden bu kadar bekletiyorsun?biliyorum bir yerlerde sen de sıkılyor,haykırıyorsun,sen de özlem içerisindesin..bir gün bitiyor,yeni aydın gün başlıyor ama sen yine çıkmıyorsun..Yine yeni bir yaşım oluyor,kalabalığın içerisinde ben yine tek ve özlem içerisinde,anlık mutluluklara gebe..Gözlerine baktığımda doğduğuma sevinen biri görmek istiyorum,özelleşsin istiyorum o an..gelmiyor ki..ve bu da sana gelsin.



5 Eylül 2011 Pazartesi

Üstümdeki kambur kalkmıştır!


glitter-graphics.com

(bu başlık gizli bir anlam içermektedir!)


Yine asırlar sonra,yazmamaktan küflenmiş parmaklarım,damla sakızlı kahvem ve ben birlikteliği..Tembelim ben bu yazma işinde.Sizin kınamanıza hiç gerek kalmadan ben kendime terlikle dalacağım!Bayram tatilinden sonra işe gelip parmağımı ancak yazın şeysi için oynatmak istedim.Masamı temizledim sekizbinkere..Bayan da yapıyor tabi fekat ben illa antibakteriyel abana abana sileceğim.Kendimi bir aydır tatilde gibi hissediyorum,o değilde benim ev kuşu abim Kemer’e gidiyor,tüm sene ben çalış çalış ben hiçbir yere gidemiyorum yuhannes!Sağolsun eski boss zamanından kalma izinlerim yandı,yeni patronlar “kullansaydınız” demiş :/ ancak hafta sonu kaçamağı tarzı olabilir yapacaklarım ki o da ancak eylül ayında olmalı.Yeni dönem ekim de başlayacak çünkü..İlk derslerde böyle kalbim pır pır atıyor,farklı bir izlenim veriyorum,alışılagelmiş bir öğretmen olmadığımdan olsa gerek..Derste sıkan,bunaltan biri olmak istemem,benim enerjim düşer yani!Renklendiriyorum hep,hele canlı İngilizce bölümleri yok mu..O zaman dil öğrenimi tadından yenmiyor..Benim en çok gıcık olduğum : “Nasıl öğreneceğiz?” sorusu,bu soruyu cevaplamak için o kadar çok zaman ayırıyorum ki..İlk derslerde anlatıyoruz hep bunu..Ya bir de “Onlar niye Türkçe öğrenmiyor?” cehaleti yok mu!Uçan ayakkabı fırlatmak istiyorum,ne kadar acınası buluyorum bu fikri,gerçekten küçümsüyorum varolan cehalet örneğini..Neyse yeter yau şu ingiliş muhabbeti değil mi sayın okuyucu?
Doktorum Kemal Bey “ Gizli depresifsin “ dedi.Doğru dedi,bazen o gülüşler iç acısının,isyanın dışa vurumu,ota boka takma diyorum kendime ama yööakk,kime diyorum? O yüzden bir nevi “relaxation” olsun diye elektro gitar öğrenmeye karar verdim! Biri çalarken ,ya da sevdiğim bir “band” ‘i dinlerken içimde bir şeyler alevleniyor,aslında arka planlarda bir yetenek var biliyorum ama üstüne gitmediğim için tozlu beynimin bir köşesinde sinmiş,şimdi onu temizleme,ortaya çıkarma zamanı geldi.Neden gitar?Sevgili Cumhurcan güya bana bateri çalmayı öğretecekti ama belli bir düzeni yok,anlatma da güçlük çekiyor,ve zaman konusunda sıkıntı yaşıyoruz.Müzik ayrı bir şey,hele çalabilmek tapılası bir yetenek..Ama bateri geçmişim vardı,bunu beynimin tozlu raflarına kaldırmıycam tabi,ona da yüklenme düşüncem var..Hadi bakalım Sinem Şen!
Yirmialtı yaşıma geldim mendebur yirmilik-the gereksiz diş’i çıkarıyorum ya! Benim bu çene ağrıları bundanmış eneee!Dişlerimde çarpıklık varmış bu nedenle tel de takmam gerekebilir,çok sıkıntılı işler yeaa! Bu diş için operasyon geçireceğim bu Cuma :/ kıracaklar benim minnoş çenemi,”scar face “olacağım lan!Tırsıyorum yeminle..Oyyhhh
Çok götindirik bir gün ,pazartesi sendromum tavan yaptı!Bak sen de hala bana yazdırtıyorsun,sana yükleneceğim şimdi!Sanki regl olmuş gibi bir sıkıntı,bir hırrrrr modumdayım bugün!
Son bir şey İngilizce şarkı sözü yazdım lem! Dünyada Yaşayan Uzaylı Kosmos,Mr Todd ve ben müzik gets the best of me yapcaz,ehahha,ben de söylerim ki..
Öperim seni bir daha ki sefere kadar buradan bir yere ayrılmıyorsun ciciş!sayfamı örümcekler bağlamasın! Bak beni örümcek bağladı,anladın sen onu muah 




glitter-graphics.com

TIP! " sevgili blogçum rica etti!"

4 Eylül 2011 Pazar

23 Haziran 2011 Perşembe

MY SONNETS


glitter-graphics.com
I.In my fairy land,did he live

In my fairy land there did live a noble man,the noblest of all.
He had his word that he had never kept.
Once he let the plants be blossoms in my childish,sensitive heart with all the vows of heaven
Was he the violent by a mossy stone,
Half hidden from the eye of evils.
Believe so much in him,
What in faith made me so?
I did pick,him, him,the mighty.
What I wanted was to blow his fears away..
Ouch! Did I manage?
So frown’d he once,when in an angry parle.
This is the poison of deep grief
I do not think’t
I did say that it was my nature
To have a signature ..
I did tell all my deepest feelings a million times
,what he did?
He’d gone..
Left within the world of sorrow,
By the window I stood like a Stone
Counted the uncoming days,but there was no one..
No knocking of the door..
All that I had was the smelling of the sorrow..
As last, Alas, my love, you do me wrong
For I have loved you well and long
..then I did change my mind
I did choose a villageman to sweep the sorrow..


glitter-graphics.com

II.To the Dark LOrd PART I

Once upon a time did he come
We together had the moments of joy..
We did live in a world of mirth
There lived an unknown wizard
To take us apart into the world of thousand..
He,the cruelest,took the mighty
In thedeepest sorrow world was I drawn..
In a feast of lords,he came with his words
Was he the lord of numbers
the darkest of all..
Cruely did he approach'd with his mocking,cynical smile,
Little by little ,he'd taken his revenge on me.
He,the wizard ,wanted him to do so
Sensitivily did he choose his words
to learn my passwords..
Nothing new had been with him..
He was the lord of numbers..
Noble,loyal,kind as the others..
He said his words
I paid with my heart
Even if I tried hard..
In a sudden fall of mirth
I did feel that neverending sorrow..
All the things happening around me
became the real nightmares
without knowing how I'm goin' to react,
I found myself in that sudden falling again..



To the Lord of Darks the one never comes,the one never sees,the one that has never been..


glitter-graphics.com

III-TO the Dark Lord PART II


Saved from the evil wizard did my Dark lord come to my world once more
Disguised as a shepherd did he ask me a favour
It was his voice that helped me to recognize his voice..
Trembled as a coward rabbit
I did approach his world..
I met a changed man
Was he the lord of my dreams..
I let him to hold my hand,to touch my warm lips without fear..
With his warm kisses,he let the blossoms not to fade away..
I was his,he was mine..
He declared to be known so
I agreed with all the gentle behaviour of mine
We,together,began to run away from the shadow of the past
We,together,wished to be swept from the fears with our affectionate love..

IV.To the Dark Lord Part V
Sitting by his castle’s balcony
My Dark Lord thinks of agony
Lightinig his cigar, he dreams of his lady,
The one,who is so -called candy.
They are the miles that take them apart
The folding anger made him depressed
And his sweet lady is in stressed..
He,the indifferent,
She ,the preminet.
Could live the joys of life,together
Was he the one who killed the mirth inside her
For the grace of God,she could relieve..
His tongue was in poison
Like a scorpion..
By closing her eyes,she wished it to stop..
Thanks God ,they are all teardrop..


glitter-graphics.com

V.Never happening tale!

Once upon a time did he stole the heart of Cornelian’s
With the poisoning love words ,
İt was the easiest of all
‘cause he,the deceiver,was the master of these words
That was why the lady called her the Lord of ….
The one what the bard wants to be known as never lived..
So many words were said upon him
Was he the one under the magic of the evil wizard
Did that wizard live at all?
This man known as the Lord ….. once gave his word
All in all were they ever heard..
The cruelest ,disgraced lives the the mirth with his mocking smile
The lady so-called candy ,now ,is under the cemetery
Where she writes her poetry..
There she writes never –ending story..
Here lies the dirtiness of his footprints
Was he scared shitless..
“If this be error and upon me proved,”
I never writ, nor no man ever loved.


by Sinem Şen

Ps: Son iki satır Shakespeare'in 116.sonesinden alıntıdır..


glitter-graphics.com

22 Haziran 2011 Çarşamba

Hele yazmayali asir olmu; lan!

En son blogspot kapatılmak üzere blog yazmayı düşünüp,sisteme girince çoktan kapandığını gördüm.Yazacaklarım,fikirlerim bir düğüm oldu boğazım da .. ne “wordpress” ne de”tumblr” dan bir ad almayı istemedim..Yazacaklarım birikti deyip bir hışımla “wordpress” den aldım,ne mi yazdım?”To the Dark Lord ( ki hiç olmamış olamamışa ) yazdıklarımı yayınladım ve bıraktı.Kabul etmeliyim ki “blogspot “ candır,ciğerdir,yerine geçilemezdir..Zevkine göre temaları ,renk seçimleri vice versa..Özetle özlemişim oğlum!
Peki bunca zaman bu gadın ne etti? Yine yoğun bir iş temposunda kalıp,bahar dönemi gruplarına mayıs ayında bir son verdi,stajı kalktı “kadrolu” eshah örtmen oldu,aday uzman öğreticiden,en helalinden resmen bir İngilizce Öğretmeni oldu..Hala devam etmeli mi etmemeli tereddütleri de olsa..Asıl istediğim hep Drama Hocası olabilmek..çok ta gideceğini biliyorum kendime..
Bu arada çalıştığım kurum kendinden kat kat daha geniş bir kurumla birleşerek zaten var olan gücünü emniyete alarak büyümesinde adım attı..Şu an iki ayrı yer olarak eğitim hayatına devam etmekte..Peki çalışanlarımız? Ben ve Törgut yine kalıcı kişileriz..Yalnız “kendine yönetici” diyen bir hağnımla haşır neşir olmak zorunda kalacağız ki,kimse sevmedi ..sevemedik arkadanş..bu kadar da kendini ön plana çıkarmakla uğraşmaz ki bir insan yavrusu? Ben seni tecrübemle yere sererim lakin pislik yapmaya gelince eskiden göstere göstere yapardım,şimdi ise kurbanıma seri katil soğukkanlılığıyla yaklaşmayı öğrendim.Acele etmeden ,sinsice avıma yaklaşıyorum..Şu an hayatımda üç kişiye feci takmış durumdayım,maskeleri indi,zamanımı bekliyorum..Avucumun içinde oynatıyorum..Kazanıma atıp direk kaynatmayacağım mesela,yavaş yavaş…Hayat enerjimi,güvenimi sömürdüler..Bu arada canım benim burcum YAY, AKREP değil..Şu sıralar yeni kurum için duvarlara resimler çizdim,çok eğlendim,sadece bacaklarıma acıdım lan!


glitter-graphics.com


He bir de ben İstanbul’a taşınan pek değerli kardeşim Dİdimu’yu ziyaret ettim..Sağolsunlar pek iyi ağarlandım..Üç gün gezdik,tepindik,yanımızda dans eden yarım dünya kızları kaçırmak için türlü “kabile dansları” yaptık ve layıkıyla kaçırdık..Hala doymadım,doyamadım..İzmir de ki Ooze tadını aradık bulamayız diye keder yaparken “LINE “ isimli mekan da kendimizi Taksim ‘de tepinirken bulduk..Bir baktık ne görelim İzmir’dendi “lead singer”..Sevinçten gözlerim pörtleye pörtleye saat 4’e kadar tepindim..Solist iki kişi çağırdı ,Nevzat dediği tip Nev çıktı layn! Eneee deyip dinledik sonra ev yollarına düştük..
Çok uzatmak istemiyorum bugün ,özlemişim can seni!Öpücükler!

8 Nisan 2011 Cuma

16 Aralık 2010 Perşembe

Uzun sür müş müş müş



Pek uzun bir aradan sonra yine yazma arzusuyla donanmışken bir bloğuma uğrayayım yahu dedim birden.Olmuyor arkadanş vakit olmuyor.Heh diyorum şimdi bir blog yazayım yok Turgunt gelir yok Emine Hanım gelir ,çekilemiyorum köşeme..öyle bir yoğunluk yaşıyorum ki gün içerisinde kendime ayırabildiğim vakit iki saattir o da uzanabildiğim bir zaman aralığı olmuyor ki..Çok yoğun programımolsa bile yine de mutluyum..devlette çalıştığım iki seneyi hatırlıyorum.Bir kere hakikaten nerde çokluk orda b.kluk yani..Bir kere öğretmenler odası en az on beş kişiyle paylaştığın,gencinden orta yaşlısına karışık insan topluluğundan oluşan bir odacık.Kimi okulun kendi kantini varken,kimisi çayını kendi yapıyor..Öğrencinin had safha da çekiştirldiği,hakkınızda doğum kütüğünüze kadar soruların sorulabileceği,konuşmak,göz göze gelmek istemediğiniz arkasından “cadı,gudubet” diye adlandırdığımız insan türlerinden dolu.Dış görünümüz diğerlerine göre farklıysa( ki o ben oluyorum),ne giyerseniz giyin kilo problemi olmadığı için( yine ben ) kiminin “ senin o elbislerini yırtarım bak “deyişlerinin,diş gıcırdatmalarını “ignore “ edebilirseniz siz de o toplumdan biri olabilirsiniz efenim.Bana sorarsanız her şey den feragat edip ki kastım f*cking KPSS sınavıdır: bu sınava girip ,her şeyden herkesten uzakta,soyutlanmış bir şekilde bir sene hayatınıza devam edebilirseniz,devlette yer alın derim aksi takdirde bendeniz özel sektörde pişmeye çalışan biri olarak şunu söyleyebilirim ki: genç yaşta bu alanda çalışın çünkü öğretmenlik devlette değil de asıl özel sektördeymiş.Önce pişmek lazım bir başka alana geçebilmek için.Kendini gerçekleştirmen lazım.Pişip üniversite de bir kariyer edinme çabası içerisindeyim.Çok sıkı bir tempoda çalışmam ile beraber yine de mutluyum.Çok şey öğrendim ve öğreneceğim.Babamın vefatıyla beraber kendimi çalışırken buldum ve iyi ki de bu hayata önceden atılmışım.Üniversite de yapmadıklarım için pişmanım.Öğretmenlik o an için istemesem bile bir dershane de stajyer olabilirdim.Kendini ispatlama o zaman da belirebilirdi mesela.Yalnız kalmıştım uzun süre bir dönem,bu dönemim bu şekilde değerlendirebilirdim,para da kazanırdım.Gerçekleştirmedim bunu yazık oldu.Üzülüp ağlayacağıma yalnızlığa bunu yapabilirdim.Neyse ki Manisa anılarımı silmiş bulunmaktayım tek hatırladığım üniversite içinde yaptıklarım ve ev ortamım.
Yaşamak istemediğmiz çok şey oluyor ve ne yazık ki ders almış gibi görünsek de illa ki dersimizi üçüncü ve beşinci yaşayışımızda alıyoruz.Bakıyorum ki her hüsrana düşüşüm de sayfama Dark Lord için cümleler yazmışım.Aslında hayatımda yaşanmış diğer hüsranlardan biri.Aynı durumlar ,aynı hisler,yine ilgisiz,kayıtsız bir erkek profili işte..Tek iyi yanı “Sonnet” yazdım lan .Aslında kendisi bunu hiç bilmese anlamasa da her “sonnet “ im de kendisine bir taşlama,ironi gelmiş bulunmakta..:) bu beni eğlendiriyordu tabi..fantastic öğelerle beraber geleceği gören gözümle hüsrana uğrayacağını belirtmişim zaten.Ben saygı duyuyordum kendisine aslında,fazla paylaşımcı gördüm kendimi,zaht ı muhterem tam bir “carefree” yaşayışı olan hani rockçı profili vardır dağınık ve pis derler ( bence pis değiller de),”cool” olmaya çalışır,ilgisiz bir görüntü çizip içinde fırtınalar,tornadolar kopan onlardan biri ama dağınık ve pis olamayan profildi.Can sıkmıyordu başta sonralarında sergilediği davranışlarında ki tutarsızlık,ne istediğini bilmemezlik katmer katmer soğuttu “ bi sittir “ ya dedirtmedi değil yani!Bu yaşa ulaşmış insanlar da ,askerlik yapmış insanlarda hep bir beklentimiz olur : Bu gün görmüş arkadanş deriz yok abi nerde gün görmemiş,günü gösterilir yahu bunun dersin :) Kendisi gözümden hayli düştü.Ne olursa olsun dost kalabileceğimiz bir yerimiz vardı,karşılıklı iyiliğimizi istememiz dışında zaman zaman birbirmizi ararız özel günelrde diye düşünmüştüm.tam bir “ hırt” çıktı. Neysaaaa insanlığı buymuş .
Yazdığım “To the Dark Lord” lara ne olacak peki sevgili takipçi? Ehuuee orda şahsa değil de esere bir bağlanma söz konusu var bir kere arkadanş!
Hişş bak daha ne diyeceğim ben sana? Bu sene de “Hamlet” i oynayacağız ,pek bir sinir olduğum Ophelia değil de Hamlet’in zilloş analığı olacağım. Macbeth i oynayacağız diye bir sürü gotik ve g*tik öğeler bulmamla beraber çoktan aşina olduğum oyuna,role bürünüp çalışmalara yönelmeliyim Hakketen vay be dedirttirmeliyim bu sene.Gaza geldim hağğğnııııığım!

Ama ama bir şey daha bir şey daha ya benim doğum günüm 5 kere kutlandı arkadanş bu sene canlı müzikli,balonlu.Yirmi beş bir geldi tam geldi yahuuuuu.Öğrencilerim içlerinden koparak yaptı böyle hep özel şeylerdi,hediye olsun ,günü bitsin denilen şeyler gibi değildi..özel hissettirdi.Gerçekten bana özel bana özeldi.Yirmi birinci doğum günümden sonra küsmüştüm ben doğum günlerine,bir gözü kopasıca en güzel günümü zehir etmişti..Şu an senle konuşuyorum diye unuttum sanma bir kere? Geçeceksin bunu!
Neyse gelir geçer doğam bugün bana bunları söyletti,iki dakika da da değişebilir değişmez de yalnızca ben bilirim ben bilicem tabiğğğğ!Şimdi kaybol kayıtsız,ne istediğini bilmez,kaplumbağa kılıklı.Hadi canem herkeşee selamlar!

5 Eylül 2010 Pazar

sıkma canımı kitipiyoz!


glitter-graphics.com

iki haftadır çözemediğimiz götindirik mevzuyu kendilerinin teşrifleriyle konuşacağız,çözücez demiyorum Osman dikkat!üç gün de bir ben hayatta mı endişesiylen arıyorum zaht -ı muhterem i,sağolsunlar yaşadıklarını teyit ediyorlar ve telefon görüşmelerimiz bundan öteye gitmiyor..ee peki orta da ne mi var? önüme arkama sağıma soluma bakıp bulamıyorum ki cevabı? ben şımarık ve bencil oluyorum,sadece özlediğim birini arıyarak..üç gün de bir aramayıiki hafta da bir aramaya çıkarsam sonra kat sayısını arttırıp birden düşürebilirim mesela?ne dersin bebeğim?ucundan güzel zamanların hatrına çekiyorum ama gelince çok laflar hazırladım kendisine...aslında gelecek parlak değil gibi..kendimden eminim ama zahtımız bu gidişleriyle sonumuzu mezara götürüp diri diri gömmekte.hayırlısı olsun inşallah diyeceğim ..yeter ama di mi benzer şeyler yaşayan bir kişilik olarak ben hala ne için direttiğimi ,neden sessiz kalıp izlemekte ,sonuc üzerine teori üretmekteyim.Nihayetinde sonlanacak efenim durumumuz,yas tutmayacağım ben sevdim arkadaş.benim sevgimden ona ne?en iyisini diler ve isterim..kırıklıklarımı alır kendim tedavi ederim..görse anla sa zaten adım atardı.!Hamlet bile hareketsizlik trajedisi yaşarken sonunda gözünü karartıp eylemi gerçekleştirdi.Dark Lord dedik dedik adam çekti kendini ?Neden ,sebep ,gerekçe göstermeksizin?Eminim ilk sözleri şu olacak :sen çok iyisin ama.....konuşamdan ağzına ağzına vuracağım.

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Karanlık kişiliğe ithafen..


glitter-graphics.com


çok canım sıkılıyy bloğum.bu dark lord beni anlamıyor,görmüyor.ne zaman beni anlayacak?iletişim eksikliğimiz var ..bencil oluyorum her seferinde,kendileri istediklerini durmaksızın sıralarken ben ortaya çıkarışımda şımarık oluyorum ben.damarıma damarıma basıyor her seferinde."ilgi müptelasıyım" arkadanş napayım.günün belli bir bölümünü ayırsan ,bunu yaşatsan olmaz mı yani? bu kadar zor olan nedir? bunların yapılmaması bende şüphe uyandırıyor..ciddi güven sorunum var.aşmam için ilgi görmem lazım.nasıl bir imaj çiziyorum bilemedim?cepte keklik mi ?bilemedim.ama bu British gururum buna izin vermiycek sanırım.alttan alamıycak.kalp kırmayayım diye debelenirken kalbi kırılan oluyorum.Şahika aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa 'sı basıyorum sonra.damarıma basmamasa var ya gül gibi geçinicez..ama yok yok yok anlamiy.zor değilim ki ben?hep bunlarda sonnet yazmaya itiyor kardeşim.insanın kafasında cevap alamadığı sorularının olması ne kötü..cuma geleceğini söyledi..telefonda sövmek kolay da yanyana olunca çok yutkunası geliyor insanın.o anda üzülüyorsun...e şimdi de üzülüyorum.sevmek yetmiyor,yetmez de..Kendi kafa sağlığım için üzüldüğüme emin olduğumda hayır demeyi bilmem gerekecek.konuşacağız belki çözülcek ve belki de bitecek.bilemedim,göremiyorum da müneccim miyim? peki ne garanti ki?tek istediğim geleceğimle alakalı şöyle kafamın rahat olması sonra bakayım işime gücüme..çok şey istemiyorum ..sadece bu.kodumunun zamanı engel çıkarıyor önüme.

2 Ağustos 2010 Pazartesi

To the Dark Lord Third





Sitting by his castle’s balcony
My Dark Lord thinks of agony
Lightinig his cigar, he dreams of his lady,
The one,who is so -called candy.
They are the miles that take them apart
The folding anger made him depressed
And his sweet lady is in stressed..
He,the indifferent,
She ,the preminet.
Could live the joys of life,together
Was he the one who killed the mirth inside her
For the grace of God,she could relieve..
His tongue was in poison
Like a scorpion..
By closing her eyes,she wished it to stop..
Thanks God ,they are all teardrop..

28 Temmuz 2010 Çarşamba

tuhaf insanlar..


glitter-graphics.com


Başlığa yazdım "tuhaf insanlar" diye ama tuhaf olan bende olabilirim.Hassasım ben hassas,özel gündeyim diye midir nedir daha da bir ince düşünüyorum nedir?Her zaman gülebileceğim bir tavra bugün yutkunarak yaklaştım mesela.Anaerkil tavrıda tasvip etmiyorum ben onu yapma,bunu yapma,sus..Bu nedir? öğretmenim misin? annem? diktatör? lider olma meraklısı?konuşmama katlanamıyorsan beni niye davet ediyorsun? gelmeseydim bugün bunu hissetmez,şu an bu satırlar yerine üçüncü sonnetime kafa yorar olurdum mesela? Yazık lan ,değer mi benim kuş kalbimi incitmeye?ayıptır ,günahtır,vicdansız,kitapsız,her bişey seni!benim illa kabuğumamı çekilmem gerekiyor arkadanş? ben hiç sosyalleşe miyecek miyim?sosyalleşcem diye yobazlaştırıyorsunuz beni!ideolojine sokayım senin!göt,bok,sıç..töbe töbe allam.sıç,bok töbe töbee allam! yanlıslıkla aklimin içine girmis..göt böceklibok töbe töbe inneatayna.. sıç eneee töbe allaam töbe töbe kadının götü bok yemis..allaam çok töbe.

Diğer bir sıkıntım : ah Dark Lord vah Dark Lord,herkeşin sevdiceği dizinin üstünde iken ben şu an niye kıçımın üstünde oturuyorum,seninle olmak varken? eneee burası benim evimmiş:p hem sana da kızıyom ki ben ,en birinci ben kızıyom ki.sen de bi arada kayıtsız ,ilgisiz takılıyorsun kafanın üstüne oturasım geliyor,ensene bi tane şapalak patlatmak istiyorum böyle,kızarsın felam =) innaatayna allaım.kafam hiç rahat değil sonum senatoruim olucukkk,ay germeyin üzmeyin beni noolusunuzz lan artıkın! sevin lan beni sevin!hem iş de yoruyor artık.Herkeşler tatil yaparken ben deniz beyaz peynir yeaaa,hak mıdır,möbahhh mıdır layn? Geçen yaz ne güsel ben - didi götgöte ,dizdizeydik..Ooze vardı ne güsel,kokudan sarhoş olmuştum,ayaklarımın üstünde depin depin depindirik oldum.He geçen sene bir ayrılık yaşamıştım ben =) na kadanda önemsiz geliyörrrrrrrrrrrrrrr gözüme bak şimdi,ayyy.benim için tahmin edilmesi zor olmayan bir son,aynı hatayı ikinci yapış =) üçüncüsü bir daha olursa satanistler yisin lem beni,olmadı gönderin beni am-azon a hannibal lar bayram etsin,ee artıkın ben de toplu oldum artık,zayıflıktan terfi ettim tombiş bir tonton oldum :) göbeğim var yeminle seviyom onu bakım yapıom ona :p he ben artık kızıl da değilim kiee ben artık morumtırak ,kırmızımtırak öyle bir şeycikim.ehueee!

P.S: Dr House izlemek istiyorum,ama uyutuyor o beni yea! Yeni dizi ar elimde The warehouse iyi bişe ama işten güçten vakit ayıramadım yeaaa.fekat bendeniz korku insanıyımm,dabbeyi izlemedim,ama götüm yemiyy tek başıma,gerçek olan şeyler damarlarıma kadannn tırstırıyor yeminne.abawww.

hade öperim!

22 Temmuz 2010 Perşembe

anlık iniş ve çıkışlar



Ne olacak bu anlık huy değişimlerimiz ?sonunu kestiremediğim belirsizlik..iki bin on iki de dünyanın sonu geliyormuş?sen hala strateji peşinde koş,gülüyorum bi tarafımla..İnsanlık..bazen kişinin kendini insan gibi hissetmesi iyi güzel de hayvanlaşmamak lazım ya di mi?neler söyleyim üç saniye sonra dediklerimizin tersini yapıyoruz ya işte orda kopuyor,lafın arkasında durmak lazım! nasıl bir kayıtsızlıktır yareppim anlamadım! bazı şeyler cüret gerektirir ,bu eylemin gerçekleşmesi için bu cüreti vermiyorum ki ben?incelikler yüzünden ya insanları yaklaştırıyoruz ya da uzaklaştırıyoruz : şöyle bir gerçek var ki uzaklaştırmak her insan da aynı tepkiyi yaratmaz! mesela ben uzaklaştırılınca seri katil soğukkanlılığına bürünebilen bir insanım,hata mı yapıyorsun düzeltmeyi bileceksin arkadanş!(bu arada Placebo gözümsün!)neden insanlar birbirlerinin hayatına ederler ki iki günde?ulen benim gibi iki simli kaleme,paket içinde olan herşeye eneeeeeeeeeee paket hurrayyyyyyyy diye çığlık atabilen birini nasıl olur da çözemezsin?ama doğuştan getirdiğimiz odunlukları,kayıtsızlıkları gözardı ettim bak şimdi töbee!bu kadar zor mu ya haberleşmek?tüm içtenliğinle arıyorsun ve aldığın cevaplar ...hayır demek lazım tabi..

TIPs: Çok fazla umut bağlama S.Şen
Umudu al allahın ağacına çapıt olarak as
İnsan satma
Dediğinin araksında dur,
Hayır demeyi bil
Adam ol yola gel laynnnnn!
Ödün verme asla,sen hep bu sun ,değişme!