11 Kasım 2015 Çarşamba

The Celta part 1


It was 8 months ago it suddenly dawned on me that I should take the Celta course.Before giving details, I would like to give more information about the Celta. 

“Employers around the world ask for CELTA. It’s the practical English language teaching qualification that gives you the essential knowledge, hands-on teaching experience and classroom confidence to qualify as a teacher of English as a Second Language (ESL). The CELTA course gives you the essential skills and knowledge you need to teach English to adults and older teenagers.You get hands-on teaching practice and observation of experienced teachers, applying your learning in the classroom with English language learners.
CELTA courses are run by approved centres, based on specifications produced by Cambridge English Language Assessment. All courses have a minimum of 120 contact hours.
CELTA is great for recent graduates, people who are changing career, or teachers who want to gain a formal qualification and may want to progress to qualifications such as Delta.  “ 


I heard about it several times and never searched  it in detail. Then, I wanted to push my luck and learnt that it is the most reputable course I’ve ever heard about. I wanted to give it a go. I am such an enthusiastic teacher. Editions published by Cambridge and Oxford University, Macmillan and Longman  played a preponderant role in improving my knowledge of English, forming my accent and most importantly, improving my teaching skills as my natural ability. I have always tried to put into practise Live English programmes in which students mostly  take part in activities. I deliver roleplays so that they could perform. However , some have no education in their countries of origin and be unable to read or write in their first language, others have multiple college degrees and speak several languages.Some are young adults who have never worked; others have professional positions .These students also have diverse goals and at the same time they all need to learn English. To achieve their goals , as a teacher , I was of the opinion that the Celta programme will help me develop and deliver my lessons effectively and relevant to the students’ needs. I would  be able to determine the appropriateness of materials for  my adult students. Besides, I would be able to provide opportunities for my students to produce the target grammar in speaking and writing tasks that they might encounter outside the classroom. However, the hardest situation was to choose the appropriate course as I read about the misfortunes about some teachers. One of my colleagues had an education at International House London and he strongly suggested me taking the course there. The more I read about the Celta ,the more I noticed   it was very challenging  so I decided to read many books related to teaching English to adults, and some English books such as English Collocations in Use, Advanced Grammar in Use . It was in April I felt myself ready to apply the course.First, I applied to International House London and luckily I was accepted. I was so proud to be accepted by such a reputable course. The process was hard as I was asked to fill Celta application form and language awareness task. For the writing part , I had to think about it for a while.However , as I read many articles related to the methodology , I was able to write it. 


Please have a look at the site, you will find lots of pdf files for your career. 

They checked my form and sent another form called as pre-interview task which consists the teacher , dealing with language , using language, and why I am  interested in doing the CELTA course. We arranged a skype interview and I was asked about the usage of grammar in the language awareness task, why we use that structure,etc. The interviewer was persuaded that I am a qualified teacher to do the course. To be honest, I was planning to take the course with a friend of mine, but he was not accepted the course and then I looked for another course and compared the course and accommodation fee in both places. It is true London is a great place however my personal conviction is that  when it comes to education , it is not my cup of tea. I prefer Oxford and Cambridge. Once I had an in-service training at Lake School of English , in Oxford , which was a Refresher Course in Practical and Creative Methodology for Overseas English Language Teachers Course ( Creative Teaching in Adult Classroom ) .Needless to say , I fell in love with the education athmosphere. I just didn’t fancy hustle and bustle of city life in London. I asked for help from my previous language school the Lake School of English. The headmistress told me to have a look at British Study Centres. After that, the same process started but British Study Centres sent an extra document .It was non-native speaker test. First, I took it , then dealt with Celta application form . Once again, I was accepted to the course. I was elated to be chosen as the Celta is like gold dust.

I will write about my Celta Experience later on  but I would like to share with you  very important books for those who are willing to take the Celta. Here they are in your service, free of charge J


Aitken, R - Teaching Tenses (Nelson)
Bolitho, R & Tomlinson, B – Discover English – 2nd edition (Macmillan)
Leech, Cruickshank & Ivanič – An A-Z of English Grammar & Usage (Longman)
Murphy, R – English Grammar in Use (CUP)
Parrott, M – Grammar for English Teachers (CUP)
Swan, M – Practical English Usage (OUP)
Swan, M & Walter, C – How English Works (OUP)
Thornbury, S – How to Teach Grammar (Longman)
Gower, Walters & Philips – Teaching Practice Handbook – 2nd edition (Macmillan)
Harmer, J. – How to Teach English – 3rd edition (Longman)
Kenworthy, J – Teaching English Pronunciation (Longman)
Lewis, M & Hill, J – Practical Techniques for Language Teaching (LTP)
Riddell, D - Teaching English as a Foreign/Second Language (Teach Yourself) (Hodder Arnold H&S)
Scrivener J – Learning Teaching (Macmillan)
Watkins P – Learning to Teach English (DELTA)
My holy books were  Scrivener , Jim  “Learning Teaching” and Harmer, Jeremy “The Practice of English Language Teaching”.
Enjoy your self-improvement and be ready for your best nightmare – The Celta.

Sinem Şen
English Teacher
Eskişehir / Turkey

30 Aralık 2012 Pazar

Belkı de yılın son gırdısı..

Yıne ıyı - kötü bır yılı sonlandırıyoruz sevgılı bloğum. Şöyle bır düşününce yıl ıçerısınde yaptıklarımı , 2012 'nın "ahanda acayıp mutlu oldum, yok efendım bolluk ıçerısındeydım , hayatımın en şahane günlerını geçırdım , hayat bana güzeldı, hayatımın aşkını buldum ,harıka bır ışım oldu" , dıyemıyorum .Nasıl geçtı anlayamadım. Ben sanırım tek sayıları sevıyorum her zaman. Bu yıl en çok gerçekleştırmek ıstedığım dıleğım Bılecık'ten gıdebılmektı.Farklı bır sektörde yenı bır ışe başlamak , Kadıköy'de ev tutmak , Osman'la fıtı fıtı gezmek ( Osman arabam oluyor ).Yabancılarla sıkı fıkı ılışkıler , konferanslara semınerlere katılabılmek...Ama şu an ıçın gerçekleşmedı.Bana uymayan seçenekler sunulunca ış teklıfını reddettım.Olmamasına rağmen en azından "gıdebılme kararı" hayatımda aldığım büyük ve önemlı bır karardı.Güzel bır yaz tatılı geçırdım.Yıl ıçerısınde bana yetecek hatıralar bırıktırdım. Bu yıl en çok önem vermem kışının sadece "kendım" olduğunu farkettım. Insanların canımı sıkmasına ızın vermedım. Hatta uzun süredır arkadaşım olan fakat türlü konular da anlaşma sağlayamadığım , bana eğlence dışında bır şey vermedığını düşündüğüm ıkı arkadaşımı hayatımdan sonsuza kadar çıkarma kararı aldım. Bu yuzden benden soğumaları ıçın elımden gelenı yaptım . Ünıversıte zamanında çok sevdığım ,yanı ılk defa masal aşkını yaşadığım , fakat artık zerrre hatırlamadığım Carnage'tan öğrendığım bu taktığı uyguladım ve bır süre başarılı da oldum kendımı onlara soğutmakta .Sonrasında karşı taraf olan arkadaşlarım dan olumlu bır adım gelınce , bır şans tanıdım ve yapmalarını ıstemedığım davranılarışlarını ard arda sıraladım. Olmasını ve olmamasını ıstedığım her şeyı döktüm ve sonuç daha düzelmış arkadaşlık ılışkılerı şu anlık ya da uzun sürelı :)) ben de zamanla göreceğım.Yıllardır çok fazla "sınır ıhlalı" olan arkadaşlıklarım oldu. Bazı şeylerın farkına varmam da sevgılı Dıdı , çok yardımcı olmuştur. Önerdığı bır takım kışısel gelışım kıtapları , hayatımı olumlu yönde değıştırmem de etkılı oldu. Kendıme daha çok zaman ayırmada , kendımın ve yapabıleceklerımın farkına varabılmem de yardımcı oldu. Şımdı kendını tanıyan , ne ıstedığını bılen , ınsanlara danışarak değıl de , kendı ısteğını gerçekleştıren bır bıreye dönüştüm. Sonuç ıse " ne ıstedığını bılen bır "Sınem Şen" dünyaya geldı. Pekı bu yıldan ne beklıyorum ? " Daha sağlıklı arkadaşlık ılışkılerı , huzurlu bır ış ortamı ,Bılecık'ten kurtulmak tabıkı de, yurt dışı seyahatlerı , yabancılarla çalıştığım bır ış ortamı , en üst yetkı , benı şımartacak bır erkek arkadaş (ee yeter artık bıldığın 2 yıldır yalnızım lan! )aslında çok tanımakla da uğraşmak , kavga etmek yerlı-yersız ıstemıyorum. Böyle huzurlu , saygın bır bırlıktelık , süreklı ayrıl -çık , yenıden bırını bul , malın tekı çıksın , arkayı topla , onu düzeltmekle uğraş , her şeye müdahele eden bırı >:/ söylemesı bıle korkunç , kım ıster kı böyle bırını , zaten herkesın yaşanmış hıkayelerı , kazandığı deneyımlerı var , e akıllıysan deneyımlerın sana ders olur , uslanmaz aynı hataları tekrar tekrar yaparsan da hem kendın sıkılırsın hem de karşı tarafın canını sıkarsın .. Her dıleğımı bır kenara bıraktım da ben nasıl flört edılır , bırısı nasıl tanımaya çalışılır , ne yapılır allahım yareppımmm her şeyı unuttum. Bırı benden hoşlanıyor mu onu bıle anlayamıyorum :))çok ta takılmamak lazım. Illa kı bırı ıtıraf eder herhalde ? Içımız de tuttuğumuz bütttttünnn hısler , kelımeler boğaz çakramızı tıkıyor unutmayalım bıbışlerr :) Bu yıl aşkı çekıyorum bak hayatıma , buyursun gelsın ... Ve öyle de oldu :) 2012 'de en sevdığım bana mutlu bır yaz gecesını tekrar tekrar hatırlatan en sevımlı şarkı ıse Oceana - Endless Summer oldu.2013 'e 3 dıkış atılmış bır kesık kulak , sümüklü bır burun , boğaz gıcıklığıyla gıreceğım ama artık bu küçük hastalıklara takılmayacak kadar yaşadığım her dakıkanın zevkını çıkaran bır mınnoşş oldum ben :)) Bu yıl daha az bencıl olalım , sevdıklerımıze değer verelım , hayatımızın , aldığımız nefesın değerını bılelım, her sevdığımıze " senı sevıyorum " dıyelım , sosyal olalım , bılınçlı olalım , haklıyı savunalım, barışı seçelım , sevgı yayalım etrafımıza , mücevher gıbı parlayalım , ışığımızdan herkes sebeplensın ve öyle de oldu...
glitter-graphics.com
glitter-graphics.com
glitter-graphics.com
glitter-graphics.com
glitter-graphics.com

9 Aralık 2012 Pazar

Kışa girerken..

Aylar yıllar geçerken ömürler hayatlar geçiyor Sevgili bloğum! Hıyffffs ! Gerçekleşmesini istediğim bir dileğim var uzun zamandır odaklanıyorum da..Zaman mı gerekli ya da olduğum yerde mi ilerlemeliyim bilemiyorum..Sezgilerim de beni yönlendirmeye yardımcı olamıyor şu sıralar.Kösüm kösüm bekliyorum olsun diye.Bazen hakketen gizli kapaklı işler yapmak gerekiyormuş . İnsanlarla detaylı olarak yaşanılanı paylaşmak hiç yardımcı olmuyor. Yabancıların dediği gibi “ Do it yourself “ prensibini edinip hayatımı kendi başıma halletmem gerek.Başkalarının düşüncelerinden etkilenmeden , benim hayatım benim kararlarım ilkesiyle ! Öğretmenlik yapmaktan sıkıldım .Bu benim işim değil ki ben zaten öğretmen olmayacağım diye formasyon almayı bırak bir tipim ! Belki kendi dersanem olursa katlanabilirim. Öğretmenlikten sıkıldım diye işimi aksatmış değilim , zaten öğretmenlik yaptığım yıllar boyunca her ne zaman iç sıkıntıları yaşasam işime sarıldım. Çıkış yolu oldu benim için ama ben İngilizceyi konuşmayı seviyorum , yabancılarla yüz yüze görüşebileceğim , organizasyon ve planlama yapabileceğim bir işim olmasını seçiyorum.Zor bir dilek değil , ama beni bağlayan bir takım nedenler ilerlememi engelliyor. Kasım ayını da sevmiyorum artık ! Böyle lanet gitsin dedim yani! İstediğim gibi şekillenmedi hiçbir şey.Tek iyi haber tellerimden kurtuluşum oldu. Bir Allah’ın kulu da “ vay arkadaş kurtulmuşsun “ demedi , kimse farketmedi lan!Artık danalar gibi açıyorum ağzımı ama şöyle birisi de çekmedi adam gibi bir fotomu ! Bir yıl iki ay taktım telleri , çıkarırken ameliyatlı gibi bir şey oldu.Telleri kesiyor , diş taşlarını temizliyor , kan akıyor… Tellerim çıktıktan sonra aynaya bakmaya korktum ama! İnsan alışıyor la son bir ay kala!Özellikle çıkardıktan sonra yine çene ağrısı çekecek miyim korkusu yaşadım.Neyse ki bir şey olmadı .Lakin telleri çıkarmakla olmuyor iş , altı ay da “gece plağı “ isimli zımbırtıyı düzenli olarak takman gerekiyor.Vay arkadaş ne çilem varmış diyorsun. He bir de inci gibi dişleri oluyor mu diye insan merak ediyordur! He istiyorsan açarım ağzımı bakarsın ehahhaha. Yani şöyle bir durum var : Mevcut diş yapında çarpıklık ve yamukluk varsa o düzeliyor , ama yine de inci gibi dişlerin olmuyor.Rahatça gülebiliyorsun. Hele o diş parlatmadan sonra her gün ayna karşısına geçip sırıtmaktan kendini alamıyorsun.Mesela ben de az biraz “gotik “ bir hava vardı dişlerim kaynaklı , şimdi o gitti böyle ciciş bir kıza dönüştüm  Bilmiyorum öyle diyorlar , eskiden ağzımda bir ağız daha var gibiydi .Sinir bozucu bir şeydi. Tel taktırdıktan ve gelişmeyi gördükten sonra her yamuk ve çarpık dişli arkadaşlarıma öneriyorum.Rahatça gülebilmek önemli bir şey.Senelerdir adam gibi gülememişim eneeeee!Şimdi en iyi pozlarımı verebilirim ehehe. İtalya’ya gitmek için başvuruda bulundum kabul etmedi itler.Çalıştığım kurum kaynaklı olmuyormuş . Ne kastediyorlar anlamadım da. Şu Bilecik’ten gitmek istiyorum artık yeminle.Arabam var daha şehir içine giremiyorum.Telaşe memuru . Dur – kalk ta kendimi başarılı bulamıyorum ondan yemiyor. He bir de doğum günü vızırtım vardı Kasım’da .Bak ne yapmışlar bana. Te Allahım benim orijinal fikrimden esinlenerek hazırlanmış bir intikam !Todd’s revenge.!14 Ağustos’ta görüşürüz Todd! Doğum günlerinin de tadı kalmadı eskisi gibi nedendir bilmem..Neyse babydoll şimdilik budur sözlerim! Öperim.

10 Haziran 2012 Pazar

Big Ben!

Glitter Photos
[Glitterfy.com - *Glitter Photos*]

İngiltere Günlüğü..

Diyır bloğum, Yine vefasız bir blog yazarı olan ben,uzunca bir aradan sonra gönlünü alayım neler ettim anlatayım istedim . İki haftalık bir İngiltere macerası yaşadım.Nasıl gittim ,ne oldu ,nelerle uğraştım hepsini anlatacağım ama öncelikle cebimden para ödemeden gittiğimi ilan etmek isterim.Hizmetiçi eğitim ve Ulusal Ajans diye 2 çiftimiz var.Detaylı bilgi için herkese uzun okumalar diliyorum,yeterince anahtar kelime verdim.www.google.com.tr sitesi aracılığıyla her merak edileni bulabilirisiniz bebişler. Gelgelelim İngiltere’ye..Ben illa ki gidecektim ama hesaplarıma göre bu beş yıl sonraydı.Arkadaşlarımla giderim diyordum ama,bu fırsat çıktı karşıma . Uçaktan korkan biri olarak ilk uçuşum olacaktı ve bu ilk sefer de Oxford’a gitmek oldu.İngiltere’ye gitmek için uğraştığım zaman diliminde en can sıkıcı durumlar vize koşuşturmacaları,yazışmalar oldu.Aslında bana çıkan ilk kurs Londra Exeter ‘deydi.Katılımcı eksikliğiyle açılamayan ve hilekarlık yapmaya kalkan kursu sanırım kurs veri tabanından sildirdim.Başvurduğum kurs dışında ilköğretim kursuna beni yazıp yetişkin öğrencilerle alakalı sertifika vermeyi teklif ettiler.Yazışmalar ve emaillerde neler döndüğü konusunda çok titiz Ulusal Ajans ,yazışmaları görünce bir defaya mahsus bana benzer içerikte kurs aramam için hak tanıdı ve bu yer Oxford : The Lake School of English oldu.Sanırım ben gerçekten şanslıydım..Tam bir üniversite ve öğrenci kenti olan ,Oxford’ta kaldım.Kültür etkileşimi ve dil açısından daha yararlı olacağını düşündüğümden yabancı bir aile yanında kalmayı tercih ettim.Tabi öncesinde tam bir Türk misafirperverliği olmayacağını bildiğimden hayal kırıklığı yaşamadım,yalnız bir grup arkadaşım ev sahibesinden çok yakındılar.Kadın tam bir “Queen” gibi tavırlar sergiliyor,canlarından bezdiriyordu.Ben yine şanslıymışım,pansiyon gibi kullandım evi.Tek talihsizliğim Heathrow’a vardığım gün Oxford otobüsünü kaçırıp,1 saatlik yol için taksi tutmam gerektiği.Fiyatı hiç söylemeyeceğim ,biliyorum ki o gözler balık gibi pörtleyecek : “Yöahhhhhhhhhh” diye.Neyse ki sağ salim eve varabildim.İngiltere de havanın çok tahmin edilemez olduğunu bildiğimden kıyafet seçiminde pek zorlanmadım ,bereket botlarımı da yanıma almışım.İki hafta boyunca hep yağdı,palto ve botlar ayağımdan hiç çıkmadı. İngiltere de evlerde genel itibariyle ısınma problemi mevcut.İlk kaldığım akşam kaloriferi de söndürmüşler,bildiğin üç battaniyeyle yattım.Kurs başlangıç tarihinden iki gün önce gitmeyi tercih ettim,hem gezerim hem keşif ederim diye.Ertesi gün elimde not defteriyle berarber keşfe çıkıp yürüyerek kendi haritamı oluşturdum.Oxford merkeze kaldığım ev çok uzak değildi ama genelde hava yağışlı olduğundan otobüse binmeyi tercih ettim,yürüyerek okulu bulmak hiç sıkıntı değildi ilk günler ama otobüsün hangi taraftan kalktığı,hangi numaranın gittiğini öğrenmek zaman aldı.Kursun ilk günü otobüs durağında bir kızdan yardım aldım,akşam da eve otobüsle gitmek istedim fakat hangi duraktan bineceğimi bilemedim ta ki “Alacakaranlık” tan “Bella” ya benzeyen otobüs durağında ki kız tekrar akşam üstü karşıma çıkana kadar.Onun sayesinde gidiş-dönüş otobüslerini öğrenebildim.Kıza sen benim kurtarıcımsın dedim,güldü.Bir daha da denk gelmedik. Kursum “ YETİŞKİN SINIFINDA YARATICI İNGİLİZCE” adı altında bir kurstu.Çok memnun kaldım .Ortam çok sıcak,öğretmenler kaliteli,arkadaşlarım çok sıcak kanlıydı.Salı günleri öğleden sonra rehber eşliğinde şehir turu,tarihi binaları gezme,hikayelerini öğrenme şeklinde,Cumaları ise öğleden sonra boş günümüzdü.Perşembe akşamları bir klasik haline gelen “pub” toplaşmacaları( eski + tarihi) .. İngiliz kızları nasıldı peki? Tam olarak yazı yaşayamayan kızlar babet giyiyor,dışarıdan gelen biz turistler ise bot giyiyorduk.Etek giyiyorlardı genelde ve bu etekler oturunca külot oluyordu bildiğin..selülötlüsü,yağlısı herkes böyle..Güzel kokuyorlardı yalnız.Kaldığım eve bakıcılık yapmaya gelen kız vardı,ben bile bakakaldım “Lannnnn çok güzel buuuuuuuuuu” diye .Sesi travesti sesi gibiydi ama  ehhahahhaa.Kursta ben ise saç rengi,yapısı ve botlarıyla dikkat çeken bir kız oldum.Kimi Türk kızının cadı gibi dediği saç tipimi çokkkk “cool” bulan oldu.Siz cevabı aldınız !!! Bir tane oğlenceğizi pek beğendim ve İngiliz değildi.Orçun’a bağlamadım tabi  Benim oğlen Rus’tu annem.Kıvırcık saçlı ,beyaz tenli,muhteşem gülüşlü Andrey..ahh ahhhh.ama tip benim sınıftan Çek bir kızı ve gülüşünü pek beğenmiş miş miş,ama kızımızın 9 yıllık sevgilisi vardı yüz vermedi ,Andrey’cim benim ona olan ilgimi bilemedi hiç… :/ çokk mutlu olabilirdik ki biz.. Peki neleri gezdim ben ? Herkesin bi gitsem ben de dediği bir takım yerler vardı,hah işte oralara gittim : “Trafalgar Square, The London Eye ( bindim bile heheeyyyy),Tower Bridge,The Tower of London,Big Ben ,Stonhenge,Salisbury Cathedral,St Christ Church ( Harry Potter ve Alice in Wonderland filmlerinin çekildiği yer) ve Oxford University Press.Oxford’un o güzel sokakları,saygılı insanları.. Her şey çok güzeldi.”Senin yağmuruna kurbannn İngiltereeeee” diye geçti her an..Güzel insanlar ve unutulmayan hatıralar ekledim kalbime.. Daha farklı ülkeleri gezebilmek niyetiyle..şimdilik bayyy tontiş.

14 Mart 2012 Çarşamba

Bir Varmış Kız Uçmuş...

Glitter Photos
[Glitterfy.com - *Glitter Photos*]

O kadar utanıyorum ki artık yazmamaktan..uğramadım buralara ,sen de p*ç kaldın sevgili bloğum.Şu sıralar biraz düşük enerjiyle hayatıma devam etmekteyim.Aslında yakın bir zamanda hayatımda hep hayal edip yakın zamanda gerçekleştiremem dediğim bir dilek oldu.Hep İngiltere’ye gidebilmeyi istemiştim ama bu daha olmaz ya para biriktirmek lazım,yalnız gitmek istemiyorum gibi türlü bahanelerle kendimi kapatmıştım bu hayale,ama sonra daha önce ki yazılarımdan hatırlayacağınız gibi “Üstümde ki kambur kalkmıştır” adlı blog girdimde gizli bir anlam içeriyordu.Bana karabasan gibi yapışan,peşime bırakmayan,vampir gibi hayat enerjimi emen iki insandan kurtuldum ve artık bir birey olarak kendimi ifade edebilme,var olan kapasitemi layıkıyla yerine getirmeye başladım.Her şey bu iki karabasanın gitmesiyle aydınlanmaya,gözlerim açılmaya ,artık başkalarına değil de kendime çalışmaya başladım .Tam bu esnada herkes tatil de fink fink gezerken ben kendimi duru bir beyinle odaklayıp,hayalime doğru ilk adımımı attım ve başvurum kabul edildi.Oxford’a hibeyle gidebilme şansını elde ettim.Biraz pürüzler çıktı tabi aslında o da ben kaynaklı.Gizli kapaklı işler yapan hayatımda olan insanlara kapak olsun bir nevi diye,hesabımda ilan ettikten sonra bir takım aksiliklerle beraber hallettim.Kalp temizliği çok önemli,herkesi kıskanıp,elimizden geleni yapmazsak ileri gidemeyiz zaten.Çok fesat var etrafta ..Sevgili Didi,”hep nazar var nazar “diye söylerdi,ben de “yoktur o kadar yeaa “diye düşünürdüm ama milletin düşüncelerine iğne batıramıyorsun ,onlar hep kıskanmaya devam edecek,sizin bir yerlere gelmenizi kıskanacaklar..Aslında bunun da kaynağı benim fesatları da lanet olsun ki kendime çekiyorum,ama artık uzaklaştırmak için adımlar atıyorum.Bir duvar koydum,aslında ben mutluyum insanlar beni mutsuz sanıyor.Ama ben mutluluğumu da yansıtmıyorum çünkü onu da kıskanıyorsunuz..
Çok sosyaldim ama sosyallik tek düze gerçekleşen eylemlere dönüştüğünden beri,biraz kabuğuma çekildim.Kendimleyim,kendimi seviyorum,kendimi olduğum gibi kabul ediyorum ve bu beni çok mutlu ediyor.
İşimi seviyorum ama aksaklıklar çok sık olmaya başladı,keşke her şey benim insiyatifim de olsa..Aksaklıklardan etkilenmemek elde değil.Bazen kendimi sorguluyorum aslında ben öğretmen mi olacağım diye? Üniversite zamanında hiç öğretmen olmak istemedim,bu yüzden formasyonu bıraktım.Sonra birden baktım öğretmen oldum ve bu duruma alıştım.Çok değerli bir meslek ama değer görmüyorsun,hep veriyorsun ama alan kişi çok zor,özel de zaten ayrı bir dert,elinden geleni yapıyorsun aynı soruları soruyorlar ,psikolojik olarak hazırlıyorsun öğrenciyi dil öğrenemenin zorluklarına,baya vaktini alıyor,sonra bakıyorsun o yardım ettiklerin seni bir takım şeylerle ithaf ediyor,alıştığın için böylelerine “ya bırak ya” diyorsun.İşte yaşananlar gaddarlığa ve bencilliğe sürüklüyor kişiyi.Mutluluk bencillikten geçiyormuş ama öyle diyorlar..
Bir bırakmadınız sevincimi yaşayayım,Oxford bekle beni geliyorum ben diyeyim açayım kollarımı alsın beni içine..Bir kaç gündür rüyamda görüyorum hep kalacağım aile ile telefonda görüşüyorum.Adaptasyon güçlüğü çekmeyeyim diye kurs başlangıcından iki gün önceye biletimi aldım,ortama alışayım bir havayı kokluyayım.hep imgelememim de caddelerde yürüyorum,içimi sevinç kaplıyor,ilk defa bir geziyi kendim yapacağım,yolculuğum tek başıma,sokaklarda bir ben…Evet güzel bir macera olacak ve eminim ki bakış açımda değişiklik olacak..Belki ben neden gitmiyorum diyeceğim..şu an bulanık isteklerim ama dönüşümle aydınlık beni bekliyor olacak..Merak etmeyin resim şenliği yaşatacağım.Umarım bir de “ Jonathan” bulur,takar koluma gelirim .Yok arkadaş Türk erkeklerinde pek iş..Var olanlar var da beni bulmuyor uzun süredir.Hep baktıklarım “Kaybedenler Kulübü” filmine hipnotize olmuş,özentilikleriyle mide bulandırmaya başlayan tipler…Kıçında b*k var len senin ,önce onu temizle! Artisliğin anlamı yok,öyle giyim –kuşam,iki film izleyip etkisinde kalıp hemen uygularım ki bunu benle olmuyor…Hadi kalın sağlıcakla !

Bu şarkı da benden size gelsin Frou Frou – Let Go.
Öptüm tontiş yanaklardan.

31 Aralık 2011 Cumartesi

2011'in son blog girdisi

Sexy Glitter Graphics - Glitterlive.com
Sexy Glitter Graphics - Glitterlive.com/Save and Bookmark


Sexy Glitter Graphics - Glitterlive.com
Sexy Glitter Graphics - Glitterlive.com/Save and Bookmark


Yeni yıl üzerine

Yeni yıl kavramı kimileri için sadece sıradan bir gün,kimileri için herkesin yaptığının taklidi,kimileri içinse tamamıyle yeni bir başlangıç için kutlanan bir zamandır.Peki sizce hangisi?

Yeni başlangıçlar her gün yapılabilir tabi,fakat herkesin aynı güne odaklanarak yaptığı “olumlama” sanki daha bir yerinde ve tatmin edici oluyor.(olumlama kavramı için :Beki İkala Erikli’nin “Meleklerle Yaşamak “kitabını bir inceleyin diyorum”.)En iyi sonuçları alabilmek için “31 Aralık’tan “ başka da gün olamaz herhalde?İyi-kötü bir yılın bitimiyle,tertemiz bir yılı kendine çekmek..

glitter-graphics.com


glitter-graphics.com

Bazen yaşadığımız talihsizlikleri kendimizin yarattığının farkına varamıyoruz ne yazık ki.Olumsuz başladığımız bir güne,olumsuz sonuçlanacak diye odaklanmasak rahat edeceğiz aslında ..Yapamıyoruz yine de,mıknatıs gibi çektikçe çekiyoruz.İyi diye bir şey var görmek,farkına varmak lazım..Uzak durun depresiflerden,nazarı sarsıcı bir şekilde değenlerden;kötü enerjililerden,olumsuz kişilerden,hep dert yananlardan..Bırakın kendileri bulsun çıkış yolunu.Tecrübe düşe kalka kazanılır zaten ve yalnızsındır yaşarken.

Ne yazık ki bir-iki yıldır özel bir kurumda çalıştığım için yeni yıl günlerine hep bir dersim oluyor,günümü bağlıyor ve evde geçiriyorum.Ama mızıklanmayacağım ailemle olmayı da seviyorum,aileden birinin vefatını yaşayan varsa (ki Keşke hiç başımıza gelmese),”ıyk ailemle geçiricem” diye tribe girmez,o anın kıymetini bilir..Neyse ağlamaklı konuyu deşmeyeyim değil mi?


glitter-graphics.com

Gelelim “yeni yıla kapalı”,çocuklarına “bugün kutlanmaz,gevur işi o tüoooahhh”,”içki içilmez”,”dans edilmez” hödö hödöööt diyen kişilere-“the tutucu kesim”-defolun,dağılın ulen!
Kutlama ne zaman yapılır ne zaman yapılmaz öncelikle bunu araştırma yaparak öğrenmenizi tavsiye ederim,”the tutucu kesim”.Öncelikle Yeni Yıl ve Noel kavramlarını iyi ayırt edin ,bunlar okullarda öğretilmiyor,hatta çoğu öğretmen de “gevur icadı” bunlar diye bile öğretiyor olabilir:neden? Türkiye’deyiz,yalan yanlış tarihin öğretildiği,sınavlarda bu yalana mahkum olan bizleriz.Tutupta gerçek kavramların da okulda anlatılmasını beklemiyorsundur herhalde?


glitter-graphics.com


He bir de yeni yılda ağaç süslemenin Türklerden çıktığını söylesem?Bak Muazzez İlmiye Çığ neler diyor?

Biraz kim ,ne yapmış öğrenme çabanızı,araştırarak,farklılıkları karşılaştırarak,farkındalığa ulaşarak geçirin,bu genç yaşınızda okuduğunuz bölümlerin hakkını verin,en azından ilk Nobel ödülünü kim almış onu bilin,ben utanıyorum sizin hala öğrenemediklerinizden..

Bu kadar kızma yeterli sanırım,adam olun uleyn!
Yeni yılın kıymetini bilin ,hakkını verin,kırmızı donsuz,ağaçsız,hediyesiz,umutusuz yeni yıl olmaz.Olumlu birkaç şey düşünün ve yeni umutlara bırakın,sevgiyle ve saf kalın.
Bu akşam sizlere kalemden sesleniyorum,mendeburlar dışarı!!!