9 Aralık 2012 Pazar

Kışa girerken..

Aylar yıllar geçerken ömürler hayatlar geçiyor Sevgili bloğum! Hıyffffs ! Gerçekleşmesini istediğim bir dileğim var uzun zamandır odaklanıyorum da..Zaman mı gerekli ya da olduğum yerde mi ilerlemeliyim bilemiyorum..Sezgilerim de beni yönlendirmeye yardımcı olamıyor şu sıralar.Kösüm kösüm bekliyorum olsun diye.Bazen hakketen gizli kapaklı işler yapmak gerekiyormuş . İnsanlarla detaylı olarak yaşanılanı paylaşmak hiç yardımcı olmuyor. Yabancıların dediği gibi “ Do it yourself “ prensibini edinip hayatımı kendi başıma halletmem gerek.Başkalarının düşüncelerinden etkilenmeden , benim hayatım benim kararlarım ilkesiyle ! Öğretmenlik yapmaktan sıkıldım .Bu benim işim değil ki ben zaten öğretmen olmayacağım diye formasyon almayı bırak bir tipim ! Belki kendi dersanem olursa katlanabilirim. Öğretmenlikten sıkıldım diye işimi aksatmış değilim , zaten öğretmenlik yaptığım yıllar boyunca her ne zaman iç sıkıntıları yaşasam işime sarıldım. Çıkış yolu oldu benim için ama ben İngilizceyi konuşmayı seviyorum , yabancılarla yüz yüze görüşebileceğim , organizasyon ve planlama yapabileceğim bir işim olmasını seçiyorum.Zor bir dilek değil , ama beni bağlayan bir takım nedenler ilerlememi engelliyor. Kasım ayını da sevmiyorum artık ! Böyle lanet gitsin dedim yani! İstediğim gibi şekillenmedi hiçbir şey.Tek iyi haber tellerimden kurtuluşum oldu. Bir Allah’ın kulu da “ vay arkadaş kurtulmuşsun “ demedi , kimse farketmedi lan!Artık danalar gibi açıyorum ağzımı ama şöyle birisi de çekmedi adam gibi bir fotomu ! Bir yıl iki ay taktım telleri , çıkarırken ameliyatlı gibi bir şey oldu.Telleri kesiyor , diş taşlarını temizliyor , kan akıyor… Tellerim çıktıktan sonra aynaya bakmaya korktum ama! İnsan alışıyor la son bir ay kala!Özellikle çıkardıktan sonra yine çene ağrısı çekecek miyim korkusu yaşadım.Neyse ki bir şey olmadı .Lakin telleri çıkarmakla olmuyor iş , altı ay da “gece plağı “ isimli zımbırtıyı düzenli olarak takman gerekiyor.Vay arkadaş ne çilem varmış diyorsun. He bir de inci gibi dişleri oluyor mu diye insan merak ediyordur! He istiyorsan açarım ağzımı bakarsın ehahhaha. Yani şöyle bir durum var : Mevcut diş yapında çarpıklık ve yamukluk varsa o düzeliyor , ama yine de inci gibi dişlerin olmuyor.Rahatça gülebiliyorsun. Hele o diş parlatmadan sonra her gün ayna karşısına geçip sırıtmaktan kendini alamıyorsun.Mesela ben de az biraz “gotik “ bir hava vardı dişlerim kaynaklı , şimdi o gitti böyle ciciş bir kıza dönüştüm  Bilmiyorum öyle diyorlar , eskiden ağzımda bir ağız daha var gibiydi .Sinir bozucu bir şeydi. Tel taktırdıktan ve gelişmeyi gördükten sonra her yamuk ve çarpık dişli arkadaşlarıma öneriyorum.Rahatça gülebilmek önemli bir şey.Senelerdir adam gibi gülememişim eneeeee!Şimdi en iyi pozlarımı verebilirim ehehe. İtalya’ya gitmek için başvuruda bulundum kabul etmedi itler.Çalıştığım kurum kaynaklı olmuyormuş . Ne kastediyorlar anlamadım da. Şu Bilecik’ten gitmek istiyorum artık yeminle.Arabam var daha şehir içine giremiyorum.Telaşe memuru . Dur – kalk ta kendimi başarılı bulamıyorum ondan yemiyor. He bir de doğum günü vızırtım vardı Kasım’da .Bak ne yapmışlar bana. Te Allahım benim orijinal fikrimden esinlenerek hazırlanmış bir intikam !Todd’s revenge.!14 Ağustos’ta görüşürüz Todd! Doğum günlerinin de tadı kalmadı eskisi gibi nedendir bilmem..Neyse babydoll şimdilik budur sözlerim! Öperim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder